• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Kara, fantastik ve çok ciddi bir mizah

Yasemin Koç, Serdar Uslu'nun kara mizahın büyülü gerçeklikle buluştuğu romanı Yermük ve Trafalgar Baldır Bacak İşleri üzerine yazdı: "Serdar Uslu, Timaş Yayınları’ndan çıkan ve bir ilk roman için oldukça iddialı ve şaşırtıcı olan kitabı, Yermük ve Trafalgar Baldır Bacak İşleri’nde fantastik edebiyatın tonlarını mizahla birleştirirken bir yandan da okuru felsefenin ara yollarında dolaştırıyor."


Yasemin Koç


İspanya’nın güney ucundaki Trafalgar’dan Suriye sınırlarındaki Yermük’e uzanan bir plan, üstelik bu planın içinde, mola vermek için İstanbul’un göbeğini seçmiş bir hikâye… Tapu Kadastro’nun aklıselim memuru Ali Ulvi ile Merzifon’daki kardeşine gitmekten başka gayesi olmayan ev sahibesi Hidayet Hanım’ın evinde bir Nazif Efendi, bir Otto Dietrich, bir Bruno Landsberger, bir Püpüş ve Adolf Hitler nasıl ve neden buluşur? Birbiriyle bu kadar ilgisiz bunca insan ortak bir hedef için çalışmaya başlarsa ne olur?



Serdar Uslu, Timaş Yayınları’ndan çıkan ve bir ilk roman için oldukça iddialı ve şaşırtıcı olan kitabı, Yermük ve Trafalgar Baldır Bacak İşleri’nde fantastik edebiyatın tonlarını mizahla birleştirirken bir yandan da okuru felsefenin ara yollarında dolaştırıyor. İnsanlık İkinci Dünya Savaşı’nın ve Nazi çılgınlığının yıkıcı etkisini yeni yeni atlatırken, kötülüğün elle tutulur hale geldiği günlerin sarsıntısı henüz geçmemişken, İstanbul’un ara sokaklarında ansızın ortaya çıkan Adolf Hitler ve destekçilerinin varlığına kimse inanmak istemez. Büyük bir beladan yeni kurtulmuş insanların tekrar bir kaosa sürüklenmeye hiç niyetleri olmayınca kadastro memuru Ali Ulvi’nin masum çırpınışları karşılıksız kalır. Başına gelenlere, evinin bodrum katında olup biten “çok acayip şeyler”e ne yakın çevresi ne de resmi makamlar inanmayınca Ali Ulvi’nin sıkışmışlık ve çaresizlik hissi katlanarak büyüdükçe durum trajikomik bir hal alır.


Kötülük sokaklarda kol gezmektedir, üstelik İnönü dönemi İstanbul’undan yola çıkarak dünyanın iki farklı ucuna doğru yayılmak üzeredir. Sıradan ve küçük hayatının içinde, kendi halinde yaşayıp gitmekte olan bir memura, bir sabah ansızın verilen tuhaf bir zarf adeta bomba etkisi yaratır. Ne dediği doğru dürüst anlaşılmayan bir kuryeden, içinde ne olduğu belli olmayan bir garabet gibi gelip havada asılı kalan bu zarf, işleri çığırından çıkarınca geri dönmek imkânsız olacaktır. Serdar Uslu, yarattığı bu karanlık ama komik, trajik ve ironik ortamla yer yer Oğuz Atay metinlerini de andıran atmosferini kuruyor fakat Atay’a kıyasla mizahın altını daha belirgin şekilde çiziyor.


Gerçekle düşün, mizahla trajedinin, sıradanla fantastiğin bir aradalığından beslenen ve aynı noktadan güçlenen romanda, kahramanların kendisi bile yaşadıkları her andan şüphe ederler. Çevrelerinde olan biten onca şey hem bu şüpheye kapılıp gitmelerini engelleyecek kadar ciddi hem de insana “Deliriyor muyum?” dedirtecek kadar absürt görünür. Öte yandan Ali Ulvi’nin Resmi Gazete’yi andıran diliyle, bol sabıkalı Nazif Efendi’nin ve kenar mahalleli Hidayet Hanım’ın fazlasıyla(!) doğallık içeren dili aynı hikâyenin içinde buluşarak zıtlığı ve zıtlıktan doğan komiği arttırır. Yazarın, kurduğu bu kara mizah evrenini dilin imkânlarıyla desteklemesi, hem ses hem anlam yapısıyla gülüncü ve absürtü pekiştiren sözcükler seçmesi kitabı daha da eğlenceli ve akıcı hale getiriyor. Yermük ve Trafalgar Baldır Bacak İşleri, okurunu rutinden kurtarmak için elinden geleni yapan bir kurmaca.


YERMÜK VE TRAFALGAR BALDIR BACAK İŞLERİ

Serdar Uslu

Timaş Yayınları, 2022

104 s.