• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

2021'de Nihal Orhan'ın en sevdiği kitaplar

Nihal Orhan, 2021'de okuyup tavsiye ettiği kitapları Literaedebiyat ile paylaştı.


Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba

Anlatıcının iç acıtan göz yaşartan hüznünü de insan ve yaşam sevgisini de samimiyetle, doğallıkla okuyucuya aktaran, böyle olduğu için de tüm gücüyle hissettiren öyküler. Hayranlık uyandıran, başlı başına zevk veren bir üslupla, çocukluk masumiyetiyle, aşkla, dostlukla, muhabbetle, eskiye özlem, yarına ümitle, İstanbul’la ama en çok da tanımlamakta zorlandığım şefkatli hüzünle büyülendim. Kitabın kapağını kapattığımda, “sinemadan çıkmış insan”ın hikâye okumuş insan versiyonuydum. Tüm zamanlarımın en iyileri arasında yerini en önlerden aldı.


Kefaret, Ian McEewan

Çocukluk, aşk ve savaşın çok iyi bir kurgu, nefis betimlemelerle anlatıldığı bir başyapıt. Romanın 13 yaşındaki trajik kahramanı Briony için tekrar okuyacağım.


Franchise Davası, Josephine Tey / Mart Menekşeleri, Philip Kerr / Suyun Şekli, Andrea Camilleri / Kıyamet Park, Alper Canıgüz

2021’de en sevdiğim polisiyeler bunlar oldu. Tarzları farklı olsa da, güçlü, mizahi üslupları, zekâ dolu özgün kurguları, klişelerden, sıkıcılıktan uzak konu ve kahramanlarıyla, ‘ne yazarsa okurum’ dedirten yazarlar.


Geçecek Zaman, Mustafa Çevikdoğan / Bir Günü Bitirme Sanatı, Banu Özyürek / Poz, Banu Özyürek

Bu öyküleri niye çok sevdiğimi açıklamaya hazırlanırken, bir üstteki polisiyelerle aynı gerekçeleri sıralayacağımı fark ettim. Tekrara düşmemek ve fakat vurgulamak istiyorum: Parıldıyorlar. Benim açımdan ‘çok iyi kitap’, yazarının diğer kitaplarını hemen, derhal, aciliyetle okuma isteği yaratan kitaptır. Temiz Kağıdı isimli öykü kitabıyla Mustafa Çevikdoğan zaten ‘acil’ listeme girmişti. İlk kitabını bu sene okuduğum Banu Özyürek’e de hoş geldiniz, sefa getirdiniz diyorum.


Patikaların İyi Yanı, Behçet Çelik

Son yıllarda, ülke koşullarından kaynaklandığını varsaydığım zihin yorgunluğu sebebiyle, kolay okunan, içine zahmetsizce hemen alan metinleri tercih ediyorum genellikle. Yazarın öyküleri su gibi akmıyor elbette ama okurken yalnızca aklınızla değil kalbinizle de, bu öykülerin çabaya değdiğini anlıyorsunuz, hissediyorsunuz demek daha doğru belki de. Zarif kişiliğine de hayran olduğum Behçet Çelik’in geleceğe kalacak yazarlar arasında olduğunu düşünüyorum naçizane. “Okaliptüsler Bu Kadar Uzak Mıydı?” ile birlikte kitaptaki en sevdiğim öykülerden olan “Seyrelme Telaşı”nın ilk cümlesi ise şimdiden ve kesin olarak eminim ki ölümsüz : “Şehrin tozunun güneşe ait zannedildiği saatler.”


Hasan Ali Yücel, Tanıl Bora

Köy enstitüleri, sol, milli eğitim, klasikler, Can Yücel gibi birkaç anahtar sözcük haricinde hakkında pek bir şey bilmediğim Hasan Ali Yücel’i bildiğini zannedenleri de şaşırttığını/şaşırtacağını tahmin ettiğim kapsamlı, objektif (en azından bana o güveni veren), üslubu lezzetli bir biyografi. Derlenmiş bilgilerin ardı ardına sıralanmasından ibaret değil, Tanıl Bora’nın kişilere ve döneme yaklaşım ve kavrayışını da ilgiyle okudum. O çok geniş kelime haznesini (sanırım ve umarım tamamına yakınını) hiçbir yapaylık olmaksızın kullanışını ise, yaklaşık 100 kelimeyle roman yazan biri olarak hayranlık ve bir miktar hasetle.


100. Yılında Cumhuriyet’in Popüler Kültür Haritası -Her Savaştan Bir Yara, Derya Bengi- Erdir Zat

Üç cilt olarak planlanan serinin 1923-1950 yıllarını kapsayan ilk cildi. İnsan hikâyeleri, akımlar, şehirler, şarkılar, resimler, afişler… Mizanpajı ve baskı kalitesiyle de, sayfalarını karıştırması çok keyifli kitaplardan.