• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Altı kıtadan insan manzaraları

Okan Okumuş


Altı kıtadan altı insan, sonu gelmeyen hayal kırıklıklarının ardından inatla yaşamaya ve umut etmeye devam! Bir ömrü dünyanın kıyısını köşesini gezmeye adamış, gezip gördüklerini kitaplar dolusu anlatmış ama en çok da insan ve dostluk biriktirmiş bir yazar Okan Okumuş. Litera Edebiyat'ın "Umut"u için ise adeta son sözü söyler gibi yazıyor: Yaşam, umut, insan!


Kuzey Amerika – Cheri

Paramparça da olsa sevdalar yine de kalmış olabilir küçücük bir mavilik gökyüzüne bir sevda kırıntısı avuç içi kadar bir umut Belki Yine Gelirim, Ahmet Telli


Sevmiyordu yaşadığı ülkeyi, çok sıkılmıştı. Bir gün tak etti canına, Oregon’dan çıktı yola ve Makedonya’da buldu kendini. Bulurdu bir iş, en olmadı İngilizce öğretmenliği yapardı. Tam Üsküp’e ısınıyordu ki arkadaşlarından İstanbul’un methini duydu ve altı ay sonra yedi tepeli kente taşınmaya karar verdi. Ben de o sıralarda tanıdım Amerikalı Cheri’yi.


Tarlabaşı ucuzdu, “Yaşarım burada,” dedi bana. Beyoğlu’nun eğlencesini seviyordu ne de olsa. Türkçeyi öğreniyordu bir yandan, ben de ona insanları şaşırtacak muzip laflar öğretiyordum. “Racona ters” diyordu mesela, “N’ aber bacanak,” diye ünlüyordu bir dükkana girdiğinde.


Fotoğraf: Okan Okumuş ©

Hayvanları çok seviyordu. Mantar enfeksiyonundan muzdarip yavru bir köpeği Tarlabaşı sokaklarından alıp hayata döndürmeyi başarmıştı. Bacanak sözcüğünün fonetiğini çok sevmişti, köpeğine de bu adı verecekti. Sertifikasını alıp özel dershanelerde İngilizce öğretmenliği yapmaya başladı.


Türk erkeklerine âşık oldu ve birkaç kez ağzı yandı. Bu arada ülkede değişen iklimi de fark ediyordu, sokakta insanların bakışları sertleşmeye başlamıştı, “Dövmelerim eskiden bu kadar tepki görmezdi,” diyordu bana. Dönmeye karar vermişti ABD’ye, Bacanak’ı geride bırakmayacaktı elbette.


Nevada Eyaleti’nde kuş uçmaz kervan geçmez bir bölgede doğayla baş başa yaşayabileceği bir çiftlik buldu kendine. İş buldukça San Francisco’ya gidebilecekti böylece. Sırt ağrıları yüzünden birkaç keçi besliyordu, Putnik’le Hoca’ya eşyalarını yükleyip Bacanak’la sıkça doğa yürüyüşlerine çıkıyordu.


Moğolistan’a gitti gideli at sevdası da iyice depreşmişti. Zaman içinde çiftliğine atlar, katırlar, kediler ve eşekler eklendi. Yerini Gobi, Zorro ve Trash ile doldurmaya çalıştıysa da Bacanak’ın ölümünü bir türlü kabullenemedi Cheri. Günlerce ağladı. “Yakışıklım” diyordu, onun yeri bir başkaydı.


Özgür ruhu incinmişti, ara sıra kendini boşlukta hissetse de toplamayı başardı kendini. Güçlü bir kadındı o. Şimdilerde atı Tonopah ve köpekleriyle Nevada çöllerinde geziyor, Carson Nehri boyunca kanyonların izini sürüyor Cheri.


Afrika – Abdullah

Umut ettikleri hiçbir şey yoktu.

Umut edememenin boşluğundaydılar. İnce Memed 2, Yaşar Kemal


Afrika’da sıradandır, şehri yalnız dolaşmaya fırsatınız olmaz. Bir satıcı ya da İngilizce konuşmak isteyen bir öğrenci gelir, bir diğeri “Ülkeye ilk gelişiniz mi, kaç gün oldu geleli?” diye sorar ve muhabbet başlar. Zaman sorunları yoktur, sizinle gideceğiniz yere kadar yürürler. Addis Ababa’nın Ermeni mahallesinde gezerken hatırımı soran ve beni gezdirmeyi teklif eden Abdullah da 24 yaşında, hayatını müzik CD’leri satarak kazanan bir gençti.