top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Sivil itaatsizliğe bir davet

Gönül Malat, Per Peterson'ın ödüllü romanı At Çalmaya Gidiyoruz üzerine yazdı: "Kurgu, sembollerle öyle güzel pekiştirilmiş ki yazma heveslilerine ustalıklı ve öğretici nitelik de taşıyor bu sembolizm."

Gönül Malat


-Kendim de bilmem niçin- fakat seviyorum ben

Soğuk suskunluğunu yurdumun bozkırlarının,

Sınırsız dalgalanışını yurdumun ormanlarının

Ve taşmalarını nehirlerin, denizlere benzeyen.*


Norveç’in Oslo kentinde doğan ve kütüphanecilik eğitimi alan Per Peterson ile tanışmam incelemesini yapacağımız romandan daha sonra yazılmış olmasına rağmen Lanet Olsun Zaman Nehrine (Kuzey Ülkeleri Konseyi Edebiyat Ödülü) adlı kitabıyla oldu. Nefis bir roman adı olmuş kanımca. Doğrusu bu isim kitabın arka kapağını bile okumadan satın almamı sağladı. Ardı sıra yazarın diğer kitapları okuma listeme hızla girdi. At Çalmaya Gidiyoruz ile de Peterson’a ait bir inceleme yazma isteğim iyice perçinlendi. At Çalmaya Gidiyoruz’un, hem Norveç Kitapçılar Ödülü’ne ve hem de Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü’ne layık görüldüğünü belirtmeliyim.



Per Peterson metinleri “Boşluk” kavramıyla ilerleyen satırlardan oluşuyor çoğunlukla. At Çalmaya Gidiyoruz da mesela


“Bedenin rahatlığına ve özgürlüğüne karşı koyan hiçbir şey yok, çünkü karanlıkta bunlardan hiç biri bulunmaz. Yalnızca içinde hareket edebilecek büyük bir boşluk,”

diyerek. Ya da içimizdeki boşluğu melankoli ile kitaplarına taşıyor. Benim Durumumdaki Erkekler’de “Kendimi ne yapsam, nerelere koysam bilemiyordum, bir yer var mıydı, tutunabileceğim bir şey var mıydı, her şey boşuna diye düşündüm, her şey yok oluyor, her şey kayboluyor, içimdeki öz hiçbir şeyi tutamıyor, her şey yerinden oynuyor ve art arda boşluğa fırlatıyor iğrenç bir vıjj sesi çıkararak, boşlukta süzülerek, uçuyor ve bir daha geri dönmüyor…” diyerek. Ardından ve Lanet Olsun Zaman Nehrine kitapları da müthiş bir melankoli-boşluk anlatısı olmakla birlikte, neoliberalizmin metropollerde öznelere yüklediği performans yapma-başarma koşullandırmasını da temaya katarak kurguyu zenginleştiriyor. Tabii bu melankoli-boşluk anlatısının hayatını değiştiren feribot kazasıyla doğrudan ilgili olduğunu belirtmeliyiz. Annesini, babasını, iki kardeşini ve yeğenlerini kaybettiği (159 kişi kazada kaybedilmişti) bir yıkımı yaşamış olmasının kalemindeki etkisi tamamen. Ardından’ın babasıyla, Lanet Olsun Zaman Nehrine’nin ise annesiyle vedalaşma metinleri olduğunu söylemek yanlış olmaz.


At Çalmaya Gidiyoruz da artık anlatımını çiçek bahçesi gibi donatarak, yabanıl olmaya övgüyü satırlarına taşıyor. Tabii melankoli var ama daha da ileri giderek H. D. Thoreau’nun Yürümek kitabında bahsettiği yolculuğa çıkarıyor okuyucusunu Peterson. H. D. Thoreau, “Annenizi, babanızı, kardeşinizi, karınızı, çocuklarınızı ve arkadaşlarınızı terk etmeye ve onları bir daha görmemeye hazırsanız, tüm işlerinizi yoluna koyduysanız ve artık özgür bir adamsanız, o halde yürümeye hazırsınız demektir,” der kitabında. Belki de yazarın kayıplarıyla vedalaşmasını H. D. Thoreau’nun bu anlatısı sağladı. Thoreau, düşüncelerini ya da önermelerini sadece doğa ile kurduğu ilişkiye indirgemekte ona haksızlık olacaktır. Çünkü onun doğaya dair anlatısı sadece ondan aldığı haz ile açıklanamaz. O, bize alternatif bir yaşamın olabileceğini de gösterir aynı zamanda. Lao Tzu’nun “yeteri kadarına sahip olduğunu bilenler zengindir” ifadesinden yola çıkarak, basit bir yaşam sürmenin önemini vurgulayarak; tüketim odaklı yaşam sürmekten yeğ olduğunun altını çizer. Thoreau, insanı ihtiyacından fazlasını talep etmeye sürükleyen iktisat anlayışlarında yarık açar. Per Peterson At Çalmaya Gidiyoruz’da işte tamamen H. D. Thoreau’nun düşüncelerini ustaca romanlaştırmış bir anlatı sunar bizlere.


Tabii bu yabanıl yaşam avlanmayı da gerektiren bir süreçtir sonuçta! Yazarın aynı zamanda şiddet karşıtı olduğunu ekleyelim. Tüm kitaplarında ikinci paylaşım savaşının yıkımına dair izler veya anlatı var bu yüzden. Dolayısıyla bir av tüfeğinin neden olduğu acı dolu olayı da yerleştirir kurgusuna. Bununla birlikte yabanıl yaşam sürecek olan romanın protagonisti nispeten daha az şiddete dayalı olan balık avıyla yetinir. Başkarakterin yabanıl hayat tutkusu yine H. D. Thoreau’nun etkisiyle kısmi bir post modern Sivil İtaatsizlik’tir çünkü! Bir başkaldırıdır. Kapitalizme, neoliberalizme, performans yapma baskısıyla benliğimizi-varlığımızı yitirmeye, hissizleşmeye ve en önemlisi de şiddete!


Kurgu, sembollerle öyle güzel pekiştirilmiş ki yazma heveslilerine ustalıklı ve öğretici nitelik de taşıyor bu sembolizm. S. Freud’un “İd-ego-süperego” kuramı üzerine söylediği “İd ata benzer, ego ise onun binicisidir,” sözüne olağanüstü atıflar var örneğin. Trond’un on beş yaşındaki ilk ata binişinde attan düşmesinde olduğu gibi. Henüz dürtü ve hazlarını anlamlandırıp dizginleyemediği zamanlar. Fakat ilerleyen metin de babasıyla beraber at binip ustaca sürüyor onu. Sembollerin hayli anlamlı bir diğeri ise onları kısacık bir mektupla terk eden babasıyla tomruk işinde çalışarak kazandığı paradan onun hissesine düşen payı aldıklarında annesinin ona bir takım elbise alması. Yani şehirleşerek kapitalizmin bir parçası olmak! Bir patrona hizmet edip gereksinimi olandan daha fazlasını almak ve tüketmek! Burada Richard Bartlett Gregg’in metnin her alanına yayılmış etkisi de okuyucunun gözünden kaçmıyor.


O yabanıl yaz, Trond’un bütün ömrü boyunca hayalini kurduğu yabanıl yaşama O’nu geri çağırıyor ve O da altmış yedi yaşında geri dönüyor. “Bütün yaşamım boyunca buna benzer bir yerde yalnız başıma kalmanın özlemini çektim,” diyerek.


Geri dönüş tekniğinin kurguda hayli ustalıklı kullanımı okuyucunun da sürekli zaman yolculuğu yapmasına neden olan romanda, Per Peterson okuyucularını sadeleşmeye, yabanıl hayata, yürümeye, yorulduğumuz – ezildiğimiz bu hayatı bir kenara atıp post modern sivil itaatsizliğe davet ediyor. Ben Nobel Edebiyat Ödülü’ne doğru yol aldığını düşünüyorum. Kalemi çok ama çok güçlü çünkü!


Kaynakça:

1. At Çalmaya Gidiyoruz, Per Peterson, Metis kitap, 7.basım

2. Boşluk, Emek Erez, GazeteDuvar

3. Doğayla yüzleşme, Emek Erez, GazeteDuvar

4. Sivil İtaatsizlik, H. D. Thoreau

5. Tüketim karşıtı yaşam tarzları: freeganizm, gönüllü sadelik ve minimalizm, Dergipark Seda Taş

6. Wikipedia

* Mihail Lermontov-Anayurt şiiri