• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Deniz fenerleri mutlaka yanar mı?

Hilal Gürsu, Mumi Ailesi'nin tek solukta veya tadını çıkararak bölüm bölüm okunacak bir taşınma macerası olan Baba ve Deniz üzerine yazdı: "Metnin tamamı içsel sorgulamalara sürükleyen bir yapıda. Öğüt vermeden sorgulatmayı başaran kitapların hayranıyım!"

Hilal Gürsu


Dokunulamayıp, tıpkı bir manzara gibi sadece izlenmesi gereken deniz atları, kafasına estiği gibi hareket ettiği için canlı olduğu iddia edilen ve kim bilir belki de ondan korktuğu için yer değiştiren bir ada. Ve durup dururken bu adaya taşınan nevi şahsına münhasır sevimli bir aile.

Mumi Ailesi ile yeni tanışan biri olarak elbette kendimi savunmayacağım. Gergedan gibi görünen ama bence kesinlikle insan olan bu ailenin seri kitaplarının dilden dile çevrildiğini (50’nin üzerinde dilden bahsediyorum) hikâyelerin çizgi film, tiyatro ve operaya uyarlandığını, Mumi Ailesi’nin yaşadığı doğayı; Fin yazar Tove Jansson’ın, Finlandiya Körfezi’ndeki takım adaların doğasından esinlenerek yarattığını ve karakterlerin bardak, çorap gibi birçok başka eşyanın üzerinde yer alıp dev bir endüstri hâline geldiğini sanırım dünyada son öğrenen kişi benim.



Yine de Mumi Anne’nin dediği gibi: “Herhalde en iyisi diğer uçtan başlamak!”

Mumi ailesi; Mumi Anne, Mumi Baba, Mumiş ve evlatlık olduğunu öğrendiğim Minik May’den oluşuyor. Minik May’in aileye katıldığı bölümün hikâyesi şu an incelediğim Baba ve Deniz kitabının yayıncısı Dinozor Çocuk’tan “İşte Karşınızda Minik May” adıyla, serinin diğer birçok kitabıyla beraber yayımlanmış. Daha önce Mumi Ailesi’nden haberdar olmayıp Baba ve Deniz’i okuyacak birinin; May’in kim olduğunu, ailenin Mumi Vadisi adında muntazam bir yerde yaşadığını, kimin kim olmadığını veya olmak istediğini anlamak için serinin tüm kitaplarını hâlihazırda okumuş olması gerekmiyor. Her kitap birbirinden bağımsız, macera, hayal, hayal kırıklığı ve sevgi dolu.


Baba ve Deniz, tek solukta veya tadını çıkararak bölüm bölüm okunacak bir taşınma macerası. Okurken defalarca içimden Mumi Ailesi’nin, yeni yerleştikleri deniz fenerini terk etmesini, eski düzenlerine dönmesini dilesem de her satırda onların benim kadar konforuna ve mülkiyetine düşkün olmamasından ayrıca etkilendim. Bunun yanında metnin tamamı içsel sorgulamalara sürükleyen bir yapıda. Öğüt vermeden sorgulatmayı başaran kitapların hayranıyım!


ESASLI KARAKTERLER

Kitabı okurken karakterler arası hızlı ve doğal geçişler o kadar başarılı ki; bir anda sesini duyurmaya çalışan Mumiş, sonrasında her istediğini yapan özgür ruhlu Minik May, ardından; kalbinin derinlerinde bir elma ağacı dileyen Mumi Anne ve denizin dilinden anlayan tek kişi olan Mumi Baba oluyoruz.


İnsan, çoğu zaman farkında olmasa da eylemlerinde, tercihlerinde işe yarar hissetmeye çabalar. Mumi Baba’nın deniz fenerinden yuvarladığı işlevsiz kayaların ona güçlü hissettirdiği, insan davranışlarıyla örtüşen bunun gibi alt metinlere sahip birçok bölüm var kitapta. Kendimize uğraş bulma çabamız, doğayla etkileşim hâlinde olan hayatlarımız ve bu hayattaki yerimizi bulma; kendimizi bulma sürecimiz bu kadar hareketli bir kitabın içinde öyle incelikli verilmiş ki... Hem de insan olmadığı iddia edilen bir aile aracılığıyla! Mumi Ailesi’yle yeni tanışmış olabilirim ama kimse onların gergedan olduğuna beni ikna edemez.

Karakterler öyle derinlikli ki, durmaksızın onların bu yönünden bahsetmek istiyorum fakat bunu yaparken ne denli eğlenceli, gülümseten kişiler oldukları gerçeğini gölgede bırakmaktan endişeleniyorum. Minik May’in her şeyi bilen ve gerçekten de bildiğine ikna olmaya yaklaştığım tavırları ışıklar ona her döndüğünde öyle güzel parıldıyor ki…


DENİZ FENERLERİ

“Keşke canı çektiğinde anneler de çekip gidebilse. Dışarıda uyuyabilse…” Mumi Anne de bazen gitmek istiyor bu cümleleriyle. Canının sıkıntısını, içindeki boşluğu doldurmak için yeri gelince bir odun yığınının içine giriyor, yeri gelince de deniz fenerinin duvarlarına çizdiği ve kendinin bile inanamadığı güzellikteki çiçeklere dalıyor. Çizimlerinin zamanla eski yaşadıkları yer olan Mumi Vadisi’ni andırmaya başlaması okur olarak her ne kadar içimi parçalasa da sonunda yaşananlar içime su serpip, kitaba tatlı, belki biraz buruk bir tebessümle veda etmemi sağlıyor.


Mumi Anne’nin annelik görevini, Mumi Baba’nın da babalık görevini üstlenişleri, aile, kadın-erkek kavramlarına dokunarak işlenmiş. Mumi Baba’nın, fenerin bulunduğu adadaki gölet için “Göl babaların harcı” diye düşünmesi, Mumi Anne’nin anne olduğu için istediği yere gidememesi, hatta ailenin yaşadığı yerden taşınıp Mumi Baba’nın istediği ve başta pek de dilinden anlamadıkları bir yere gitmesi bu kavramların değinildiği en belirgin ve etkileyici kısımlardan bazıları. Böyle temaların macera dolu, keyifli bir hikâyenin içinde okuyucuya her daim göz kırpması oldukça muvaffakiyetli.


Tove Jansson’ın hayal gücü, hikâyenin her bölümünde ayrı bir hayranlık bırakıyor. Dokunulamayıp, tıpkı bir manzara gibi sadece izlenmesi gereken deniz atları, kafasına estiği gibi hareket ettiği için canlı olduğu iddia edilen ve kim bilir belki de ondan korktuğu için yer değiştiren bir ada. Ve durup dururken bu adaya taşınan nevi şahsına münhasır sevimli bir aile. Mumi Baba’nın söylediği gibi “Bazı şeyler mutlaktır. Örneğin deniz akıntıları, mevsimler, her sabah güneşin doğacağı. Ve deniz fenerlerinin yanacağı…” Böyle bir aile de elbette yazarına zamanında Hans Christian Andersen ödülünü kazandırmış.


İç ısıtan güzel sonu, keyifli olay örgüsü, muntazam alt metinleriyle genç okurların yanında yetişkinlere de itinayla ve gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Dilerim Mumi Anne taşların arasına bir ocak yapar, fenerin merdivenine de bir sofra kurar. Sonra her şey bir şekilde yoluna girer.


BABA ve DENİZ

Tove Jansson

Dinozor Genç, 2022

Çeviri: Ali Arda

224 s.

Yaş 10+