• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Vah İshak Hocam Vah!

Burak Soyer, Bülent Ayyıldız’ın son kitabı Biraz Evhamlı İshak Hoca’nın Karda Gece Yürüyüşü üzerine yazdı: "Kitabın dertlerinden biri olan ‘türler arası kısa paslaşmalar’ metin boyunca bize eşlik ediyor."


Bülent Ayyıldız’ın son kitabı Biraz Evhamlı İshak Hoca’nın Karda Gece Yürüyüşü, edebiyatı ve onun esaslı dertlerini kendine fon yaparken, metinler arası gel-gitlerle, yabancılaşma, anlaşılamama, benlik, doğu-batı gibi konuları da felsefeye göz kırpan bir anlatımla ele alıyor.



Bülent Ayyıldız, 2017 yılında yayınladığı Durun Yanlış Anladınız öykü kitabı ile ortama adımını atmıştı. Bu kitapla 3. Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali’nde İlk Kitap Ödülü’nü kapmıştı. 2018’deki Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil romanı da Kayıp Rıhtım anketlerinde en iyi yerli fantastik roman seçilmişti ve yine aynı kitapla 2019’da Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği tarafından 2013 yılından bu yana düzenli olarak yapılan yarışmada GİO Roman Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Sonrasında yine bir öykü kitabı olan Gölgesiz Matiz’i ve kurmaca biyografi türündeki J.D. Salinger: Nefret ve Sefalet kitaplarını yayınladı. Öyküleri ve denemeleri birçok farklı seçkide yer aldı. Ayyıldız, şimdi de Epona Yayınları’nda çıkan son kitabı Biraz Evhamlı İshak Hoca’nın Karda Gece Yürüyüşü’yle okuyucuyla buluştu.


Biraz Evhamlı İshak Hoca’nın Karda Gece Yürüyüşü’nün ‘Önsöz’ ya da ‘Sunum’ diye adlandırabileceğimiz giriş yazısının son paragrafı şöyle başlıyor: “Hepimiz birer intihalden ibaretiz.” Bu cümleyi akılda tutmakta fayda var. Zira kitabın dertlerinden biri olan ‘türler arası kısa paslaşmalar’ metin boyunca bize eşlik edecek. Ama önce İshak Hoca’ya yöneltelim bakışlarımızı.


İshak Hoca, evet, evhamlı. ‘Devrelerde’ de biraz yanma olmuş zamanla. Herkese en incesinden takıklığı da var. Sevgili Hocamız, üniversitedeki sıkıcı derslerinden birine girmeye hazırlanıyor. Elinde kahve bardağıyla sınıfa giriyor. Salinger’ın 'Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün' öyküsünü deşecek. Mevzuya girip başlıyor anlatmaya. Ama kendisini pek sallayan yok. Bir anda ağzından, “Aslında öykü Salinger’ın sapkınlıklarını anlattığı zırvalardan ibaret,” lafı çıkıveriyor. Bundan sonra sınıfta hafif kıpırdanmalar başlıyor. İtirazlar, Hoca’nın yazara haksızlık ettiğini düşünen sesler çıkıyor. Ders bitiyor. Hoca’nın canı kendini tutamayıp derse her zamankinden fazla yüklendiğinden ve bunun gereksiz olduğunu düşündüğünden sıkkın. Bir anda kafada bir şimşek çakıyor ve konuşmasının sonunda, “Bunu ancak geri zekalılar anlayamaz,” dediğini hatırlıyor. Ve sınıftan atkısını almak için geri dönen kız öğrencinin, “Görür o,” dediğini de… İshak Hoca için evham vakti…


İshak Hoca’nın fakültenin B kapısından kendisini dışarı atıp karla karşılaşmasıyla birlikte biz de kitapla beraber bizi sonuna kadar içine hapsedecek olan bir ‘kütüphanenin’ içine giriyoruz. Hoca, karı gördüğü andan itibaren hem zihninde hem de ruhunda kendine epeyce yer etmiş Tanpınar’ı, ama en çok da onun Huzur romanını anmaya başlıyor. Tanpınar’ın Huzur’daki kar betimlemeleri aklına geliyor, oradan kurduğu bağlantı, onu doğu-batı meselesine getirirken, Hoca’nın üniversiteyi kazandığı yıllara geri dönüyoruz ve aslında kitap da tam olarak burada başlıyor.


İshak Hoca üniversiteyi kazanıp İstanbul’a geldiğinde ‘dıdısının dıdısı’ bir akrabasının yanında kalmaya başlıyor. Liseyi Harry Potter ve Stephen King’le geçirmiş olan Hoca, akrabasının ufak kitaplığında Huzur’u bulup sayfalarını karıştırırken kitaptaki, “Şark oturup bekleme yeridir,” cümlesi aklını çeliyor ve artık Huzur onu hayatı boyunca bırakmayacak, üzerine tonlarca düşünceyi yağdıracak bir kitap oluyor. Bu arada biz de İshak Hoca’nın geçmişine bağlanıyoruz ve Hoca’nın ‘Hoca’ olana kadar neler yaşadığına tanıklık ediyoruz. Detayları elbette okura bırakıp kitabın esas meselesine geliyoruz.


Bu başlangıç ve kitabın sonuna kadar olan ‘gelişme’ bölümünü yazar Bülent Ayyıldız metinlere bölerek anlatıyor. Metinlerin her birinde aşağı yukarı bir yazarı ‘konuk’ ediyor ve o yazarları İshak Hoca’nın yaşamıyla zincirlerken bir yandan da edebiyat meselelerine yine Hoca’nın veya etrafındakilerin ağzından değiniyor. Bunu yaparken kimleri anmıyor ki? Ahmet Hamdi Tanpınar, Salinger, Joyce, Hesse, Kierkegaard, Dostoyevski, Tolstoy ve daha niceleri… Zaman zaman –aforizmaların yardımıyla- felsefeye kayıyor ve kitabı adı konulmamış bir ‘münazara’ ortamına çeviriyor. Fonda tüm bunlar olup giderken ince ince dokundurduğu anlaşılmama, yabancılaşma, benlik, arkadaşlık, aşk gibi mevzulara da dokunuyor Ayyıldız. Biraz Evhamlı İshak Hoca’nın Karda Gece Yürüyüşü, hem konusu hem de yazarın ustalıkla kullandığı doğal anlatımıyla zihin açıcı ve üzerine hayli düşünmeyi hak eden bir roman olarak kayıtlara geçiyor.


BİRAZ EVHAMLI İSHAK HOCA’NIN KARDA GECE YÜRÜYÜŞÜ

Bülent Ayyıldız

Epona Kitap, 2021

197 s.