• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Herkesin İçinde Olduğu Puzzle

Sevim Şentürk yazdı: "Okuyucusunun bir çırpıda bitirebileceği Eksik Parçanın Gizemi Nerdesin 105 adlı kitap, sadece 10 yaş üstüne değil; puzzle tutkunlarına da göz kırpıyor."


Sevim Şentürk

“İki sokağın kesiştiği köşede Kavun isimli bir apartman dikiliyordu. Duvarları turuncu. Teras katındaki nefis çiçekleriyle bina, sokaktan geçenlerin dikkatini hemen çekerdi. Tombul yapraklı turuncu kalanşolar, menekşeler, sardunyalar ve petunyalarla dolup taşan terasın korkuluk demirleri renkliydi. Sol baştan sayılınca; turuncu, bulut mavisi, morumsu kırmızı, yumurta sarısı, ördek yeşili rengine boyalı demirler ilk bakışta kolayca fark ediliyordu.”

Yedi yaşından büyük herkesin okuyabileceği bir kitap düşünün; anlatacağı hikayeye bu cümlelerle başlıyor… İyi okurlar bilir ki, kitaplar için ilk cümleler önemlidir: Bazen çarparak, bazen sarsarak, bazen de büyüleyerek sayfaların içine çeker meraklısını. Akılda kalıcıdırlar; unutulmazlar! Hikayenin ana fikrini de hemen o anda anlatırlar. Kült yazarların çoğu ilk cümleleriyle anılır mesela…


Nazan Tarım’ın; Defne ismindeki turuncu saçlı, yüzüne serpilmiş çilleriyle çok mutlu bir kız çocuğunun hikayesine odaklandığı, Timaş İlk Genç’ten yeni çıkan Eksik Parçanın Gizemi/Neredesin 105'in okuduğumuz bu ilk satırları da, genç hatta çocuk edebiyatı için benzer bir etki sergiliyor sanki… Sıcacık; ama bir o kadar da eğlenceli betimlemeleriyle kapıyı çalan okuru, içeri girmek için heyecanlandırıyor. Nazan Tarım, çok renkli ve çok sesli bir kaleme sahip olduğunu çocuklara, daha Defne’yi ve yaşadığı yeri anlatırken gösteriyor. Unutmadan; Defne’nin kedisi Venüs ve papağanı Toni’yi, Kavun Apartmanı’nın terasında beslediği güvercinleri, son olarak puzzle parçaları Lila, Miro ve Güçlü’yü da analım. Çünkü onlarsız Defne’nin hikayesi eksik kalır!



En çok turuncu!

Yirmi bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde tanıştığımız Defne, hayli sıra dışı bir karakter. Yazar, karakterini bir çocuğun hayal dünyasını inşa eden detaylar üzerine oluşturmuş.

Mesela müziğin bir bireyin gelişimine olan katkısını çok nahif bir biçimde gösteriyor Defne’nin hikayesinde. Kahramanımız, en başarılı origami figürlerini hep en sevdiği şarkıları dinlerken yapabiliyor. Origami yaparken piyano çalar gibi yaptığı parmak hareketlerine eşlik eden suratıyla bir pandomim sanatçısına bakıyorsunuz sanki. Defne’ye göre müzik de bir renk. İçinde bir sürü rengin olduğu, tarifi zor, muhteşem bir renk üstelik. Defne’nin kendi gibi amatör müzisyenlerle birlikte kurduğu bir de müzik grubu da var: “Turuncu Şeyler.” İsmin ortaya çıkışı da turuncu saçlarından, çillerinden, güneşten, en sevdiği meyveler kavun ve kayısıdan, kedisinin tüylerinden, tombul yapraklı turuncu kalanşolardan, hayatına giren tüm turunculardan mülhem. Bu arada grubun ismini bulan kişi Defne. Ama bu ad, arkadaşlarının da oy birliği ile kabul edildikten sonra gruba konuyor. Ki bu da çoğulcu demokrasiye göz kırpmıyor değil. Diğer yandan farklı görüntüsüyle barışık olan bir çocuğun söyleyeceklerini de resmediyor kelimelerle yazar. Kahramanımızın turuncuyu sevmesi bundandır belki. En en çok turuncu kağıtları katlarken mutlu olması, grubuna bu adı vermesi, çillerinin turuncu olması... Peki tüm bunların genç okuyucuya söylediği bir şey yok mu sizce de?


Onlar sadece bir puzzle parçası değil!

Defne, pek çok uğraşı ve meşguliyeti olan bir genç. Hem de çocukluğundan beri. Fakat Defne’nin turuncu dışında sevdiği bir şey de var: Puzzle. Kitabın can alıcı kısmını, işte bu tutku oluşturuyor. Eğer daha önce deneyimlemediyseniz, puzzle yapmanın kurallarını öğreniyorsunuz; eksik bir tek parçanın puzzle için önemini kavrıyorsunuz.

Yapboz fabrikasına gelindiğinde panoda asılı olan yazı aslında dayanışmanın resmi gibi: “Değerli puzzle parçacıkları; birazdan kapılar açılacak ve dış dünyaya 'Merhaba' diyeceksiniz. Hayvan ve insan soyundan canlılarla tanışma fırsatınız olacak. Acı, tatlı deneyimler yaşayacaksınız. Yolculuğa çıkmadan önce sizi son kez uyarıyoruz. Üretim amacınızı asla unutmayın! Yegâne amacınız, eksiksiz tamamlanıp duvara asılmaktır. İnsanlar kutunuzu açtıkları ilk gün heveslenirler. Sakın bu hevese kapılıp amacınıza kolayca ulaşacağınızı zannetmeyin. Zorlu görevinizde başınıza pek çok dert açılabilir. Kenetlenerek, hep birlikte mücadele etmelisiniz. Biriniz bile eksilirse bütün bozulur. Tablonuzun anlamı eksilir. Tablo olup FİNAL mertebesinin tadına varmanız dileğiyle hepinize başarılar dileriz. Puzzle Fabrikası Yönetimi.”


Puzzle Fabrikası Yönetimi’nin verdiği mesaj, aslında kitabında kurgusunun ilerleyişini de oluşturuyor. Olaylar, Defne’nin tamamlamaya çalıştığı son yapbozun bir parçanın kaybolması üzerine çok renkli bir hal alır:


Defne’nin evinde o gün garip bir hareketlilik vardır. Lila, Miro ve Güçlü’nün hayali diğer parçalarla birleşip bir tablo olarak duvara asılmaktır. Yeri gelmişken; Lila, Miro ve Güçlü’nün puzzle parçası olduğunu hatırlatalım. Onlar isimleri olan, diğer parçalarla birleşip tablo olmayı bekleyen üç kafadar puzzle parçası.

Ancak üçlünün bu hayali, evin kıskanç kedisi Venüs tarafından sarsılır. Venüs, yapbozun bulunduğu masa örtüsünü büyük bir zevkle çeker ve parçaları dağıtır. Parçalar bu zelzeleden sonra toparlanır; ama ortada çok büyük bir sorun vardır. ‘105’ isimli parça esrarengiz bir şekilde kaybolmuştur. Arkadaşlarını aradıkları hiçbir yerde bulamayan kafadar parçalar, yapbozun üretildiği fabrikaya giderek 105’i kopyalamaya karar verirler. Ve serüven yapbozun üretildiği fabrikaya gitmekle başlar…

Üsküdar’daki Kavun Apartmanı Nerede?

O eksik parçanın ortadan nasıl yok olduğundan yerine konma çabasına kadar her şey, yazar tarafından sanat, gizem, eğlence ve macera çevresinde ele alınıyor.

Nazan Tarım, Eksik Parçanın Gizemi/Neredesin 105’te, İspanyol ressam Joan Miro’dan ünlü gitarist Jimi Hendrix’e, klasik müzik duayenleri Mozart’tan Bach’a değin birçok sanatçıya selam veriyor. Tarım’ın, anlatısını böylesi isimlerle süslemesi çok güzel olmuş. Sanırım yazarın kendi kişisel tarihinden esintiler bunlar. Çünkü biyografisinde kaydettiğine göre; gördüğü her şeyi çizme, boyama merakı ilkokul yıllarından öncesine rastlıyor. Ortaokulu bitirene kadar Ankara’da ressam olma hayali kurduran hevesi onda yeni meraklar uyandırmış. Kendi ifadesiyle söylersek; caz müziğine duyduğu derin sevginin bile çocukluk günlerinden gelen renk tutkusu ile yakın bir ilgisi olduğunu düşünüyor.

Kişisel bir soruyla yazıya son verelim: Bu satırların yazarı da İstanbul’da yaşayan bir Ankaralı, yazar gibi. Sevgili Nazan Tarım, Üsküdar’daki Kavun Apartmanı nerede?


EKSİK PARÇANIN GİZEMİ NERDESİN 105

Nazan Tarım

Timaş İlk Genç, 2022

Çizer : Hazal Avcı

168 s.