• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

“Bazen güvende olmaktan vazgeçmek, aşktan daha harikadır...”

Hollywood'un gişe rekortmeni filmlerinin senaristi Eric Bernt ile sıra dışı bir bilimkurgu romanı olan Ses Hızı üzerine, Gamze Çoban söyleşti.


Gamze Çoban

Hollywood'un gişe rekortmeni filmlerinin senaristi Eric Bernt, okurlarının karşısına sıradışı bir bilimkurgu romanıyla çıktı: Ses Hızı. Deniz Öcal'ın çeviriyle Türkçeleşen kitabın konusu bir hayli ilgi çekici. Kitapta Asperger sendromlu, otizm spektrumun yüksek işlevli ucunda bulunan Eddie ile doktoru Skylar'ın maceralarına tanık oluyoruz. Karakterlerin gelişimine ve değişimine özgün bir olay örgüsü ile tanık olduğumuz roman, bir yandan da sesin madde içerisinde kaybolmayışına yönelik üretilen teorilere bambaşka bir yorum getirmekte.


Çeşitli platformlar üzerinden okurlarınızın yaptığı yorumlara baktığımızda yaş, cinsiyet, ülke ve statü fark etmeksizin pek çok insana ulaşmış olduğunuzu görüyoruz. Ses Hızı’nı yazmaya başladığınızda böyle bir hedefiniz var mıydı? Türkiye’deki okurlarınız için ne demek istersiniz?


Okuyucularımın her birine ayrı ayrı teşekkür ettiğimi belirtmek istiyorum. Pek çok insanın Eddie, Skylar ve Ses Hızı ile bağlantı kurması beni oldukça heyecanlandıran bir durum çünkü romanımı yazarken çeşitli okurların hikayede kendinden bir şeyler bulabilmesini umuyordum. Böyle okurlara sahip olmak açıkçası beni hem mahcup etti hem de yorumları karşısında gururlandım.


Eddie ve Skylar arasında başlardaki güven ve sonrasında oluşturdukları bağ hikayenin farklı bir noktaya evrilmesine sebep oluyor. Skylar karakterine Eddie'nin ilk andan itibaren olumlu tavrını ve güvenini neye bağlamalı?

Amacım etkileyici platonik bir aşk hikayesi yazmaktı. Eddie ile tanıştığımızda Eddie dünyadan soyutlanmış, dünyanın kötülüklerinden korunmuş, masum ve duygusal bir çocuktu. Annesini doğumu esnasında kaybetmiş olması onu umutsuzca, kendisini koruyacak ve yetiştirecek olan bir anne modeli aramaya itmişti. Aradığı tüm bu özellikleri de Skylar’da buldu. Eddie’nin Skylar’a baştan beri göstermiş olduğu sıcak tavır ise Eddie’nin saflığı ve bağ kurmaya olan özleminden kaynaklanmakta.

Kitapta her ne kadar Skylar’ın sevgilisinin ölümünün detaylarını öğrenmeye başlaması ile beraber olaylar karışsa da yoğun bir şekilde aşk vurgusu yapılıyor diyemeyiz bence. Skylar başından beri Eddie’yi intihar eden kardeşinin yerine koymuş olsa da aralarında cinsel bir gerilimden sizce de söz edebilir miyiz?


Skylar ve Eddie, önemli kayıplar yaşayan ve bu kayıplardan etkilenen iki önemli karakter. Dahası ikisi de duygusal olarak kolayca zarar görmeye müsaitler ve bu sebeple birbirlerine sığınmaktalar. İkisi de oluşabilecek bir cinsel gerilimi görmezden gelerek birbirlerinin iyileşmesine yardımcı oluyorlar aslında. Benim öykü boyunca tek hissettiğim, samimiyetlerinin ilerlemesi ve aralarında güçlü bir bağ oluşturmaları. El ele tutuşmayı istemek veya fiziksel bir temasta bulunmak her zaman birilerinin cinsel olarak istek duyduğu anlamına gelmez. Dahası Skylar’ın Eddie için güvende olmaktan vazgeçmesi belki de aşktan ve hatta seksten bile daha harika olabilir. Sesin maddeler içinde hapsolması ve tekrar açığa çıkarılmasına yönelik çeşitli teoriler var. Bilim kurgu romanlarının insanlığa ve insanların hayal gücüne sunduğu katkıları düşünüldüğünde Eddie'nin makinesinin mümkünlüğü üzerine düşünceleriniz nelerdir?


Yankı kutusunun neden asla çalışmayacağını bana anlatan birçok ses uzmanım vardı. Fakat

1900'de, 'atsız araba' olarak adlandırılan icatla (günümüzdeki motorlu taşıtların ilk örnekleri) 60 milden daha hızlı seyahat ederse insanların öleceğini kesin olarak belirten uzmanları da okudum.

Pek çok önemli bilimsel ve teknolojik gelişmeler, ilk önce bilim kurgu romanlarında hayal edildi ve buradan yola çıkarak bilim insanlarına ilham oldu. Umarım bir gün benim romanım da yankı kutusunun çalışmasını mümkün kılacak bir bilim insanına ilham olabilir.

Sürükleyici ve bugüne kadar alışkın olmadığımız bir bilim kurgu romanı “Ses Hızı”. Bir senarist olarak kitabınızı filmleştirmeyi ya da dizileştirmeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda çalışmalarınız var mı?


Ro