"Bizi birbirimize bağlayacak ve gençken hissettiğimiz insanlığı hatırlatacak şeyler..."
- Seda Aksoy Evren
- 6 saat önce
- 2 dakikada okunur
Bir Çocuk Kitabının Yazım Hikayesi 6 / Sydney Smith: “Bence çocukluk halimizden çok da farklı değiliz. Eğer çocukların şu anki halinizden radikal ve erişilmez derecede farklı olduğuna inanıyorsanız, yaklaşımınız yanlış olabilir.”
Seda Aksoy Evren, Litera Edebiyat için hazırladığı, çocuk edebiyatının sevilen yazarları ile bir kitabın yazım hikayesi söyleşisi serisine, Sydney Smith ile devam ediyor.

Kendisini Kırmızı Kedi Çocuk ve İlksatır Yayınlar tarafından basılan “Nehir Gibi Konuşurum”, “Hatırlıyor Musun?” “Ninemin Bahçesi”, “Babamı Beklerken” ve “Kaldırım Çiçekleri” kitaplarıyla gayet iyi tanıyorsunuz.
Resimli kitap ustası Sydney Smith ile “Hatırlıyor Musun?” hakkında konuştuk.
İçten yanıtları için teşekkür ederim.
Okuma yolculuğunuzu başlatan "o ilk özel çocuk kitabı" neydi? Bu büyülü yolculuğun başladığı yeri veya onu okuma anınız ile ilgili hatırladığınız bir detayı paylaşabilir misiniz?
Edward Gorey tarafından resimlendirilmiş “Ağaç Boynuzunun Küçülmesi” adlı kitabı okumam istenmişti. Bana verdiği gizemli hissi hatırlıyorum. Soğuk bir şekilde resimlendirilmişti ve ifadesiz karakterlerle tuhaf kompozisyonlara sahipti. Bende tarifsiz duygular uyandıran ve defalarca geri döndüğüm bir kitaptı.
Bir kitabın görselleri beni rahatsız ettiğinde, resimler groteskse veya hikaye tuhafsa, bana verdikleri duyguları keşfetmek için tekrar tekrar okurdum. Sanırım bu hayranlık devam etti. Her zaman bir kitabın mekaniğini ve okuyucuda nasıl duygusal bir tepki üretebileceği hakkında düşünmeyi sevmişimdir. Kitapları hem nesne olarak hem de barındırdıkları hikayelerden dolayı çok severdim. Kitaplarla çevrili olmayı ve onları yanımda taşımayı da… Şimdi bile üç kitap olmadan hiçbir yere gitmiyorum. Bir kurgu, bir kurgu dışı ve bir eskiz defteri.
Türkiye’deki okurlarınızın en çok sevdiği kitaplarınızdan biri olan “Hatırlıyor Musun?” nasıl doğdu? Yazım hikayesini merak ediyoruz. Bu kitabın tohumları ilk ne zaman atıldı?
Bir arkadaşım, "Şehirdeki Küçük" adlı kitabımda yaptığım bazı çizimlere bakıyordu. Onları, sanki bir anıya bakıyormuş gibi, bozulmuş ve bulanık bir şekilde tanımladı. Ailem 6 yaşından itibaren her yıl taşındığı için, anılar benim için tüm çocukluğum boyunca önemliydi. Geçmişim düzgün bir şekilde bölümlere ayrılmıştı ve çocukluğumun nasıl geçtiğini takip edebiliyordum. Fotoğraf albümlerimize bakıp, geri dönemeyeceğim bir yer ve zamandan fotoğrafların çekildiği anları hatırlardım. Sürekli olarak, hafıza aracılığıyla geçen çocukluğumu ölçüyor ve değerlendiriyordum. 5 veya 6 yaşında, çocuklar hala resimli kitaplar okurken, kalıcı anılar yaratıyor ve saklıyorlar. Hafızanın doğasını, soyut ve öznel biçiminde ele almanın ve paylaşılan anıların bizi nasıl birbirine bağladığını ve anlattığımız hikayeleri şekillendirdiğini anlatmanın mantıklı olacağını düşündüm.
İçindeki çocuğu korumak ve beslemek isteyenlere ne tavsiye edersiniz? Hayat enerjisini sizin gibi canlı tutmanın formülü nedir?
Bence çocukluk halimizden çok da farklı değiliz. Eğer çocukların şu anki halinizden radikal ve erişilmez derecede farklı olduğuna inanıyorsanız, yaklaşımınız yanlış olabilir. Tavsiyem, yetişkin hayatınıza yabancı olan "çocuksu" davranışlara kapılmak yerine, sizi şu anki halinize ve o zamanki halinize bağlayan şeyin ne olduğunu bulmanız.
Ana rahmine düştüğünüz andan mezara kadar taşıdığınız evrensel ihtiyaçları düşünün. Güvende olmayı, sevildiğinizi ve tatmin olduğunuzu hissetmeyi arzuluyorsunuz. Size yakın olanları korumayı ve onlara sahip çıkmayı istiyorsunuz.
Eskiden olduğu gibi güneşli bir günde esen ılık rüzgârda veya özlenilen bir sevdiğinizden gelen uzun bir kucaklamada aynı mutluluğu hissetmek istiyorsunuz. Bunlar bizi birbirimize bağlayacak ve gençken hissettiğimiz insanlığı hatırlatacak şeylerdir.



































