top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

"Tek kelime etmeden yüksek sesle nasıl konuşulur ben gayet iyi biliyorum."

Sevim Şentürk, Sharon M. Draper'ın kaleme aldığı İçimizdeki Müzik kitabının devamı niteliğindeki İçimdeki Melodi adlı romanı üzerine yazdı: "Yazar, özel çocukların da diğerleri gibi ihtiyaçlarının olabileceğini Melody’nin sesinden duyuruyor bize."


Sevim Şentürk


Sharon M. Draper, Türkiye’de İçimdeki Müzik ile tanınan bir yazar. Hemen her ortaokul öğrencisinin elinde bu kitaba tesadüf edebilirdiniz, 2017’de yayımlandığında. Amerikalı yazar Draper’in gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alarak okuyucuya ulaştırdığı bir metindi İçimizdeki Müzik... Türkiye’de gördüğü ilgi dünyadakinin de iz düşümüydü adeta. Yayınlandığı günden sonra New York Times Çok Satan listelerinde aylarca yerini korudu ve farklı milletlerden milyonlarca okurun kalbine özel gereksinimli bir çocuğun ilham veren hikayesini yerleştirdi.



Hatırlayalım: 11 yaşındaki Melody, spastik ikili kuadripleji, yani beyin felcidir. Yürüyemiyor, konuşamıyor, yazamıyor ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir hayat sürüyordur. Fakat hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni mükemmel işliyordur. Fotoğrafik bir hafızaya sahiptir örneğin. Kafası kamera gibi gördüğü her şeyi kaydeder. Çok zekidir; ama kimse farkında değildir. İnsanlar onun zekasına değil, önce tekerlekli sandalyesine bakar. Bu da onu çok üzer. İşte hikâye; Melody’nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını ele alır. Bir gün bir mucize olur ve Melody içindeki sesi keşfeder.

İçimizdeki Müzik; incelikli, nahif, akıcı, bazen komik ve ilham verici bu öyküyü hayatımıza katar.


Bizleri sarsıp büyüleyen bu cesur kızın, hüzün ve umut dolu hikayesi bitmedi ama... Yazarı Sharon M. Draper, 11 yaşındaki kahramanını büyüttü ve sınırları aşmış bir genç kız olarak tekrar karşımıza çıkardı. Bu defa, çok sevilen roman karakterinin, içindeki melodisini koydu önümüze; İçimdeki Melodi’yi...


Tekerlekli Sandalyedeki Renkli Hayat

İlham verici hikayeleri okumayı sevenlere heyecanlı haberi verebiliriz artık.

Genç Timaş etiketiyle ülkemizdeki okuyucusunu bulan İçimizdeki Müzik kitabının devamı niteliğindeki İçimizdeki Melodi raflarda yerini çoktan aldı. Zeynep Kürük Erçetin’in çevirisiyle dilimize kazandırılan kurgu; kitabın adından da anlaşılacağı üzere bir devam filmi gibi. 48 bölümden oluşan anlatı da, artık büyümüş ve hayalleri daha çok olan bir genç kızla tanışıyoruz. Kendi büyüsünü keşfedip buna odaklanan Melody, bir yaz ateşini yakıyor romanda. Hem de ışığı karanlığı aydınlatan ateş böceklerine bakarak...


Hikayenin ateş böcekleri ile başlaması çok anlamlı olmuş doğrusu. Durduğu yerde hiç bir şey yapmadan ışığıyla çevresini aydınlatabilen ateş böcekleri, Melody’e benziyor sanki. Zaten, onları seyrederken şu cümleler dökülüyor kahramanımızın ağzından:

“Ateş böceği benimle konuştu! Tek kelime etmeden yüksek sesle nasıl konuşulur ben gayet iyi biliyorum.”

Bu sözler, kurgunun da habercisi... Sınırlı hareketlerle de olsa, hayata bir iz bırakmak için yaşayan Melody’nin neler yapabileceğinin ip ucunu veriyor okuyucuya... Karakterimiz, tekerlekli sandalyede olan bir genç kızın okuldaki sorunlarıyla tanıştırıyor bizi. Onun da arkadaşları gibi okul gezisine katılma hayali olabileceğini, bir kampa gitmek için heyecanlanabileceğini duyuruyor sessizce... Bazen kırgın bazen umutlu. Ve sonunda kendisi gibi farklı yeteneklere sahip çocuklara yönelik kamplar olduğunu keşfediyor ve o maceranın hayalini ateşliyor böylece. Ormanda yürüyeceği, ata bineceği, bir ateşin başında oturmanın keyfini yaşayacağı, her şeyden önemlisi yaşıtları gibi bağımsız olacağı bir kampın hayalini...


Yazarın tam da burada okuyucuya bıraktığı notu almak gerek. Özel çocukların da diğerleri gibi ihtiyaçlarının olabileceğini Melody’nin sesinden duyuruyor bize:

“İnsanlar çoğunlukla bana hep dışarıdan bakar. Tekerlekli sandalyemi, sallanıp duran başımı ve sabit duramayan ellerimi fark ederler. Bazen salyam akıyor -ki evet, bu utanç verici. İnsanların ilk olarak sandalyemi değil de beni görmeleri için, kendi başıma daha çok şey yapabilmek için, mesela en yakın arkadaşımla takılabilmek için…tabii eğer öyle biri olsaydı, her şeyimi verirdim.”

Herkes için Yaz Kampı

İçimizdeki Melodi, özetle farklılıkları olan Melody’nin yaz okulu macerasını ele alıyor. Özel bir çocuğun yaz okulunda geçirdiği vakit hayli dikkat çekici. Bayan V, kahramanımızın öğretmeni. Ona ve arkadaşlarını her sabah imla, matematik ve dil sanatları gibi konularda eğlenceli bir hâlde çalıştırıyor. Okulun eğitim müfredatı oldukça renkli. Mesela tombala oynarken matematik öğreniliyor, eski filmlerdeki kimi kesitlerden de tarih...


Melody’nin yaz tatilindeki rutini ise kendisini diğer arkadaşları gibi hissetmesini sağlıyor. Akşamüzeri dondurma yiyor, oyun oynuyor ya da film izliyor. Haftada bir mahalledeki kütüphaneye gidiliyor. Arkadaşlarına büyük bir hevesle kendi resimli kitaplarını seçtiğini söyleyen Melody, kendi mevcut durumunu hatırlatıyor: “Benim tekerlekli sandalyeme iliştirilmiş gerçekten muhteşem bilgisayar benzeri bir cihazım var. İsmi Medi- Talker, ama bu kulağa fazlasıyla sıkıcı ve ihtiyar işi geldiği için ben ona Elvira diyorum. İşte dünya ile bu şekilde iletişim kuruyorum. Başparmaklarımı kullanarak, tabii benimle iş birliği yapmaya gönüllü olduklarında –ki şanslıyım, çoğu zaman öyleler– aklıma gelen herhangi bir şeyi yazıyor ya da tıklıyorum, sonra konuş tuşuna basıyorum ve Elvira hepsini benim adıma söylüyor.”


Böylece Melody’nin çevresiyle ortak bir dil tutturma sürecine de dahil oluyoruz. Özel gereksinimli bir çocuğun da, arkadaşlığa nasıl ihtiyacı olduğunu kalbimiz kırılarak okuyoruz. Şunu kaydedelim: Sharon M. Draper’in kurgusu, okura kendini sorgulatıyor. Farkındalık kazandırırken öğretiyor. Bir tebessümün, samimi bir paylaşımın Melody ve onun gibi olan tüm çocuklar için ne kadar değerli olduğunu ve nelere ortam hazırlayabileceğini fısıldıyor.


İçimdeki Müzik’i okuduysanız şayet, yer yer bazı sahneler, eski kurguya da gönderme. Bu, dikkatli okurun gözünden kaçmayan bir detay. Yine yazarın kelimelerden yaptığı evin bir resmi var gibi. Sanki bir tabloya bakıyorsunuz, sayfaları çevirdikçe. Böylesi bir anlatım yolunun tercih edilmesi, özellikle 11 yaş ve üzeri için akılda kalıcı bir yöntem, not düşelim. Karamsarlığın da önüne geçiyor.


Yaşamı İçinize Çekin...

Buna bir örnek vermek gerekirse, Melody’nin bindiği mavna, mavi köpüklerle dolu suda ilerlerken gökyüzüne bakıyorlar. Kuşlar, kanatlarını kocaman açmış, görünmez bir akıntıya kapılmış gibi süzülüyorlar. O ânları şöyle resmediyor minik kahramanımız: “Bir yerde kuşların ağaca tünediğinde şakıdığını ama uçarken sadece bağırdıklarını okumuştum. Bu duyduklarımız ne söylüyordu acaba, merak ettim. Manzara hoşunuza gitti mi? Hem de nasıl. Önümüzde uzanan göl, güneşin altında parıldıyordu. Arkamızda kalan suları ise pervanelerden çıkan köpüklerle kaplanmıştı. Yüzüme vuran rüzgâ