• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Öykü: Bir Kahve Keyif

Bilirsin, su her koşulda kucaklayıcı ve kavrayıcı olduğu gibi aynı zamanda boğabilir de.

Burcu Aydoğan


Suyun, oldukça sıcak, bir fincan dolusu suyun içine attığın kahve tanecikleri… Önce tane olarak kalmaya kısa bir süre de olsa direnirler. Sonra suyun sıcaklığına dayanamayıp bırakmaya başlarlar kendilerini ve bir kaşıkla müdahale etmeden, müsaade edersen, onların suya nasıl yüzdüğünü görebilirsin. Suyun sıcağına alışmaları ya da sudan bir beklentiye girmeden kendilerini suya bırakışlarını izleyebilirsin. Bilirsin, su her koşulda kucaklayıcı ve kavrayıcı olduğu gibi aynı zamanda boğabilir de. Ama bir kaşık müdahalesi ile bu karışmaya karıştığında süreç hızlanır. Normalin dışında bir devinimle fincanda yarattığı minik hortumla; o zaten ağzını açmış, suyu olduğu gibi kabul eden, onunla su, suyla kahve taneciği ve sonunda kahve olan kahverengi taneciklerin dünyasına bir müdahaledir bu. Ve yine bilirsin ki bu müdahale, kahve olmak için gereklidir. Nihayetinde doğru karışımı yakalayamayan kaçaklar fincanın dibine çöreklenir, sanki saklanmak isterler de aslında tam anlamıyla çöker, orada taşlaşır ve acılaşırlar. Kimi için bu acıma--dır keyifli olan ve onları öylece bırakmaya da heveslilerdir. Bu sırada etrafa yayılan o koku, fincanı sıcak suyla, suyu kahve tanecikleriyle ve her ikisini kaşık müdahalesiyle buluşturanı keyfe çağırır. Kokuyu ne su, ne tanecikler ne de oluşturdukları kahverengi sıvı anlar, anlayabilir. Kendinden çıkanı kendi nasıl tanısın ki, o kendidir adı üstünde. Kendine fazla, eksik ya da neticede uygunsuz olanı alır çıkartır, kenara koyabilir. Görevini bitiren kaşık çekilir ilk, fincanın kenarına sertçe tıpışlayarak, Hadi oldun sen, der. Kenara bırakır kendini, işini bitirmiş ve bu bitişin bir kısmı üzerinde leke yapmıştır da, yorgun düştü, diye düşünebilirsin. Her birleşmeden sonra taraflar çoğu zaman keyifli bir yorgunlukla kendi köşesine çekilir, birleşmenin izini dinlenirken sindirir. Fincan da bir süre dinlenmeye koyulur, bu sırada boğum boğum konuşan buğunun mes'elesinde. Ta ki mesele sona erdiğinde ya da kendi hallerine bırakılıp buğu suspus olduğunda ya da hiç müsaade edilmeden buğunun olağanca hışmıyla ele geçirilir, fincanın içinde yaşananlarla beraber. Sonra bir rüzgar eser üzerlerine, hafif bir rüzgar, senin nefesindir besbelli, fincanı diğerleriyle buluşturan ev sahibi. Ya belinden sıkıca kavranan, ya da kolundan nazikçe tutularak ayağa kaldırılan fincanın keyfi ise şimdi başlamıştır, tutana göre.