Öykü: Meditasyon
- Litera

- 2 saat önce
- 3 dakikada okunur
"Bu kadınları gerçekten anlamıyorum! Geç otur karşıma, sor fikrimi değil mi?! Yok illa böyle tuhaf şeyler yapacaklar."
Buse Çetiner Üzer

Elimden tutarak beni çalışma odasına götürdü. Ciddi bir konuşma yapacak olmalı. Gülmemeliyim.
Bu odanın kasveti beni geriyor. Siyah fon perdeler, bordo koltuklar ve gri duvarlar; insanı her an içine çekecek gibi duran gotik tablolar. Mezarlıktan hallice ürkütücü bir ortam anlayacağınız. Arkasında duvardan duvara ceviz kitaplık bulunan, süet ikili koltuğa oturttu beni. Tozla karışık kitap kokusu alıyordum; aşkla karışık endişe.
“Şimdi benimle ilgili bir şey düşün bakalım, ne düşündüğünü bileceğim.” dedi. Oyun mu oynayacaktık?
“Tamam düşünüyorum, gözlerimi sımsıkı kapatsam, bir meditasyon müziği de açsan mı?” dedim. Espri anlayışı mükemmeldir!
“Evet güzel fikir” diyerek kalktı ve bir müzik açtı. Ağır bir ceset kokusu dolmaya başladı burnuma o anda. Şaka şaka. Tütsü yaktı. Ne tütsüsü mü? Ne bileyim ben canım? Hiç anlamam, dibi tutmuş muhallebi gibi bir koku işte.
Bir süre sessizce dinledim. Bir psikiyatrist edasıyla, karşıma dimdik oturdu. Elinde kalem defter. “Saçmalama ne yapıyorsun?” dedim. Duymazdan geldi her zamanki gibi. Tane tane konuşarak,
“Hadi artık zihnini dinle. Şşş, sakin ol. Kalp atışların hızlanıyor. Şimdi gözlerini kapat ve sadece düşün.” dedi. Kalp atışlarım hızlanır tabii gerim gerim gerildim!
Gözlerimi kapatmadan önce bakışlarımı üzerinde gezdirdim. Sonra dediğini yaptım. Son zamanlarda aldığı kiloların memelerine çok yakıştığını düşündüm. Pardon! Ona çok yakıştığını. Aynı anda deftere bir şeyler karalamaya başladı. Gözlerimi açmamı söyledi sonra. Narkoz almış gibiydim; üzerimde tatlı bir uyku hali...
Defteri bana uzattı. “Kilolarımdan bu kadar rahatsız olduğunu bilmiyordum ama ben senin düşündüğün gibi aptal bir şişko değilim!” yazıyordu. Bu ne şimdi? Düşündüğüm şeyin tam tersi. Üstelik ben bir diyetisyenim! Bu kadınları gerçekten anlamıyorum! Geç otur karşıma, sor fikrimi değil mi?! Yok illa böyle tuhaf şeyler yapacaklar. Madem öyle ben de oyunu kuralına göre oynayayım o zaman ne dersiniz?
Hiçbir şey söylemeden düşünen adam pozisyonumu aldım. Gülmeye başladım. Normalde sehpanın üzerinde duran kumandayı çoktan fırlatmış olurdu bana. “Tamam hadi devam edelim” dedim. Onu hiç ciddiye almadığımdan şikayet eder durur. Bu defa istediklerini yapacağım, bu durumdan hiç hoşlanmasam da. Bakalım neler olacak? Siz de merak ediyorsunuz değil mi? Defteri ona uzattım. Geçen akşam giydiği elbisenin ona hiç yakışmadığını düşündüm. Bunu ona hiç söylemedim tabii. Beş yıl önceki kavgamızda kurduğum bir cümleyi ısıtıp önüme koyar söylesem. Hadi bakalım sıkıysa bunu da bil!
Gözlerimi açtım. Gülümseyerek bana defteri uzattı,
“Kırmızının bana çok yakıştığını biliyorum” yazıyordu. Neler oluyor ya?! Elbise kırmızıydı. Evet gerçekten düşüncelerimi okuyor ama tam tersini! Bu nasıl oluyor peki? Hiçbir şey anlamadım. Belki kırmızı bir iç çamaşırı giymiştir onu demek istiyordur ama giymez ki. Yüksel bel pamuklu beyaz donlardan vazgeçemedi gitti! Neyse çok özele girmeyeyim... Bu da tesadüf olabilir.
“Devam edelim,” dedi yumuşacık. Daha önce hiç böyle konuşmamıştı benimle.
“Tamam devam edelim,” diyerek yine gözlerimi kapattım. Soğuk soğuk terlemeye başladım. Düşüncelerim de dondu. “Hadi odaklan!” dedi sertçe. Bu bir çeşit fantezi olabilir mi? Hiç sanmıyorum ama umarım öyledir! Yoksa korkmaya başlayacağım.
Ondan ayrıldığımı, hastanedeki işimi bırakıp yurt dışına yerleştiğimi hayal ettim. Ben eğlenceli bir hayat istiyordum. Ânı yaşamak, gelecek kaygısı duymamak. Tabii bunlar asla gerçekleşmeyecek bu arada. Düzenli olarak ayrılıp barışmaktan başımız döndü. Öyle de değişik bir ilişki aslında yaşadığımız. Farkındayım. Biz bir türlü ayrılamıyoruz!
Gözlerimi açtım. Defteri uzattı. Yine gülümsüyordu,
“Gelen iş tekliflerini beni çok sevdiğin için reddettin demek, benimle bu kadar eğlendiğini de bilmiyordum.” yazıyordu şimdi de. Üçü de tesadüf olamaz! Bir yandan korkarak, bir yandan da merakla yüzüne baktım.
Tepkisiz ve ruhsuz oturuyor şimdi karşımda. Ne oldu da suspus oldu? Bu kadının içine test aşamasında bir varlık mı girdi acaba? Tövbe tövbe!
Konuşmaya başladı birden. Bu defa da düdük yutmuş gibi bir sesle,
“Hata! Hata! Hata!.. ” diyor.
Korkudan kapadım bu defa gözlerimi sımsıkı, elim ayağım titremeye başladı.
Birazdan gözlerimi açacağım ve o gitmiş olacak. Birazdan gözlerimi açacağım ve o gitmiş olacak! Nah gider!
Gözlerimi açtığımda bordo koltukta uzanıyordum. Sevgilim yanıma oturmuş, parlak mavi gözleriyle bana bakıyordu. Yerinden kalkıp bir meditasyon müziği açtı.






































Yorumlar