Tarzan’ın kabile ve hayvanlara çağrı yaptığı an
- Litera

- 8 saat önce
- 2 dakikada okunur
S. Serdar Yegül, Tarzan Efsanesi filmi odağında yazdı: "Doğayla kurduğumuz ilişki bir hükmetme ilişkisi midir, yoksa bir ait olma ilişkisi midir?"

Tarzan Efsanesi (2016) filmini izlemeye koyulduğumda amacım, doğa ile ilgili konuşmaları belirlemekti. Arka planın orman ve hayvanlardan oluştuğunu elbette biliyordum. Ancak beni asıl ilgilendiren, tüm bu arka planın ve olayların filmde nasıl söze döküldüğüydü. Film hızla ilerlemesine rağmen aradığım konuşmaları bir türlü bulamıyor ve üzülüyordum. Film bitmek üzereydi ki, içime su serpen o dış ses geldi. Dış ses, Tarzan’ın orman hayvanlarına çağrı yaptığını, onların da bu çağrıya karşılık verdiklerini söylüyor ve bir açıklama yapıyordu. Dış sesin söylediklerine geçmeden önce, dilerseniz, filmin olay örgüsüne kısaca bir göz atalım.
Filmin başrol oyuncuları (soldan sağa): Samuel L. Jackson (Araştırmacı), Alexander Skarsgard (Tarzan) Margot Robbie (Jane) ve Christoph Waltz (Belçika Kralı’nın Elçisi)
TARZAN EFSANESİ – 19. yüzyılın sonlarında Belçika, Afrika’da Kongo’yu sömürmektedir. Sömürgesinde demiryolları ve kaleler inşa eden ve paralı asker tutan Belçika, ekonomik sıkıntı içindedir ve bu sıkıntıyı aşmak için kabilelerin zaaflarından yararlanır. Örneğin bir kabile reisinin oğlu Tarzan tarafından öldürülür. Belçikalılar Tarzan’ı yakalayıp kabile reisine teslim etmeyi ve karşılığında yüklü miktarda değerli taş almayı planlamaktadır.
Belçikalılar Tarzan’ı yakalar ve teslim edilmek üzere yola çıkarırlar. Ancak Tarzan yolda kaçar. Bu arada, kabile reisi çoktan değerli taşları Belçikalılara teslim etmiştir. Değerli taşlar limana doğru götürülürken Tarzan tüm kabile ve orman hayvanlarına yardım çağrısında bulunur. Tarzan’ın çağrısına karşılık veren kabile ve hayvanlar limana doğru hücum ederler. Bizonlar, antiloplar, aslanlar ve kaplanlar; ormanda ne kadar hayvan varsa, yetenekleri ölçüsünde hepsi yardıma koşmaktadır. Hayvanlar pek çok binanın üstünden, altından ve içinden geçerek saldırırlar. Hayvanların bu olağanüstü saldırısı karşısında sömürgeciler ve destekçileri yenilirler.
Filmde olayların gelişimine bakıldığında, filmin asıl meselesinin sadece sömürgecilik ve bir macera anlatısı olmadığı, insan ve doğa ilişkisine de değindiği görülür.
Tarzan filmleri dendiğinde hemen akla, asmaları kullanarak daldan dala atlayan Tarzan gelir.
DOĞANIN PARÇASI OLABİLMEK Şimdi yazının girişinde bahsedilen dış sese kulak verelim. Filmin son dakikasında dış ses; Tarzan’ın orman hayvanları üzerinde bir gücü olduğunu, onun ruhunun, hayvanlardan geldiğini, Tarzan’ın onları anladığını ve onlardan biri olmayı öğrendiğini söyler. Dış sesin sözleri; doğa yazarı John Muir’in (1838-1914) bu yöndeki sözlerini hatırlatır. Muir, varoluşta hiçbir unsurun diğer bir unsurlardan ayrıcalıklı olmadığını, insanın, doğanın üstünde bir varlık değil, doğanın bir parçası olduğunu ve doğadaki canlıların da insanın “arkadaşları” olduğunu söyler (https://www.literaedebiyat.com/post/john-muir). Tarzan ve John Muir’in doğaya bakışları birbirine oldukça yakındır.
Bu yönden bakıldığında Tarzan Efsanesi filmi, sadece geçmişteki sömürgeci ilişkileri ve bir macerayı anlatmakla kalmaz; aynı zamanda günümüz insanına güçlü bir soru da sorar: “Doğayla kurduğumuz ilişki bir hükmetme ilişkisi midir, yoksa bir ait olma ilişkisi midir? Hangisidir?” Tarzan hayvanlara hükmetmez, onlarla birlikte var olur. Bu davranışlarıyla Tarzan, insanın doğa karşısındaki yerini yeniden düşünmesini ister. İnsanın doğanın efendisi değil, onun bir parçası olmasını bekler.









































Yorumlar