top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook

Kimin yokluğu varlığından yeğdir? 

  • Yazarın fotoğrafı: Litera
    Litera
  • 4 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Tuğba Akbaşlı, Edurne Portela'nın ilk kitabı, Yokluğu Yeğdir üzerine yazdı: "Portela, bir ailenin parçalanışı üzerinden yalnızca bireysel bir dramı değil, bir dönemin siyasal iklimini; şiddetin, korkunun ve baskının bireylerin hayatına ve evlerin içine nasıl sinsice yerleştiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor."



Edurne Portela, çağdaş İspanyol edebiyatının önemli isimleri arasında yer alıyor. Yokluğu Yeğdir, Portela’nın ilk kitabı ve bir ilk kitap için oldukça etkileyici bir metin. Roman, 2018 yılında Madrid Kitapçılar Birliği En İyi Roman Ödülü'ne ve 2021'de Letterature dal Fronte - Città di Cassino Uluslararası Ödülü'ne layık görülmüş.


Yazar İspanya'nın Özerk Bask Bölgesi'nde doğmuş ve eserlerinde Bask Bölgesi’nin siyasi atmosferini, şiddetin aileye ve bireye yansımalarını son derece güçlü bir biçimde işlemiş. En azından ilk kitabı Yokluğu Yeğdir için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 


Roman, 1980'ler ve 90'lar Bask bölgesinde yaşayan dört çocuklu bir ailenin hikâyesini, evin en küçük kızı Amaia’nın gözünden anlatıyor. Birinci bölüm 1979-1992 yıllarını kapsıyor ve anlatıcı henüz beş yaşında. Başta çocuk anlatıcının dili ve metinde yer alan Baskça kelimeler bana çok hitap etmese de, hikâye ilerledikçe bunların aslında anlamlı bir bütünün parçaları olduğunu fark ediyorum. Çünkü yıllar geçtikçe Amaia büyüyor; anlatımı, olaylara bakışı ve dili de onunla birlikte gelişiyor. Hatta kitabın en sevdiğim yönlerinden biri de bu dönüşüm oldu. İkinci bölüm “Dönüş” 2009 yılında geçiyor. Amaia tüm bu kaostan kaçtığı şehre dönüyor ve geçmişiyle yüzleşmekten başka çaresi olmadığını fark ediyor.

Roman her ne kadar merkezine bir aile hikâyesini alsa da, dönemin çalkantılı siyasi atmosferini, ETA eylemlerini, şiddeti, toplumsal baskıyı ve gerilimi de oldukça başarılı bir şekilde aktarıyor. Ancak Portela’nın asıl gücü bu olayların evin içine nasıl sızdığını, aile ilişkilerini nasıl etkilediğini göstermesinde yatıyor.


Amaia, evle arasında bir bağı olmayan, şiddete meyilli bir baba; kendini bu babaya mecbur hisseden bir anne ve her biri bambaşka dünyalarda yaşayan üç kardeşle birlikte büyüyor.  Baba, eve çok nadir uğrayan, geldiğinde de anne ve çocuklara şiddet uygulayan bir adam. Anne ise kendini sürekli kocasına kabul ettirmeye çalışan, yalnızlık ve alkolle boğuşan, bu yüzden çocuklarıyla sağlıklı ilişki kuramayan bir kadın. Bu korkunç ebeveynlerle büyümeye çalışan dört kardeşin en küçüğü Amaia.


Roman, aile içi travmaların çocukların hayatını nasıl değiştirdiğini ve olumsuz bir yöne sürüklediğini de gözler önüne seriyor. Metin ilerledikçe, Amaia’nın çocukluktan ergenliğe geçiş sürecinde aile içindeki kopuşun ve babasıyla kurduğu sorunlu ilişkinin hayatını nasıl derinden etkilediğini daha net görüyoruz. Tüm bunlardan kaçıp kurtulabileceğini düşünen Amaia 35 yaşında geçmişin izlerini taşıyan bu şehre dönmek zorunda kalıyor. Bu dönüş belki bir mecburiyet belki de bir intikam arayışı.

“Evler de insanlar gibidir biraz. Yaşlandıkça eski halinden geriye, zamanın yıkımına rağmen birtakım belirleyici özellikler kalır.” (syf 175)

Amaia’nın babasıyla tartıştığı bir bölümde, babası ona şiddet uyguladığı için pişman olduğunu söylüyor. Bu sahnede Amaia’nın babasına karşı hissettiklerini çok net özetleyen şu cümle ile karşılaşıyoruz. 


“Bana bakıyor, hüzünlü hissediyorum. Üzülüyorum ama aynı zamanda ona çok ama çok zarar verme isteği var içimde.” (syf 123)

Kitap, herkesin yaptıklarının bir sebebi olduğunu göstermeye çalışıyor; ancak bunu şiddeti aklayarak değil, karakterlerin neden bu şekilde davrandıklarını anlamaya çalışarak yapıyor. Mesela Amaia bir sahnede annesi için şunu düşünüyor:

“Annemin tek arkadaşının anneannem olduğunu fark ediyorum. Ya da ben. Onun da bir arkadaşa ihtiyacı olabileceğini hiç düşünmemiştim.” (syf 127)


Yokluğu Yeğdir, okuru klişe bir aile trajedisine davet etmiyor. Portela, bir ailenin parçalanışı üzerinden yalnızca bireysel bir dramı değil, bir dönemin siyasal iklimini; şiddetin, korkunun ve baskının bireylerin hayatına ve evlerin içine nasıl sinsice yerleştiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Kitabın içeriğinin yanı sıra kapak tasarımı da oldukça başarılı, metnin ruhunu ve tematik dünyasını oldukça iyi yansıtıyor. Daha ilk andan okuru ile bağ kuruyor. Kapak tasarımı Aslı Sezer’e ait.


Edurne Portela’nın Los ojos cerrados adlı eseri de yine Sel Yayıncılık tarafından yayımlanacakmış. Sabırsızlıkla bekliyorum.


YOKLUĞU YEĞDİR

Edurne Portela

Sel Yayıncılık, 2025

Çeviri: Çağla Soykan

224 s.

Yorumlar


bottom of page