Sessiz kırılmaların kitabı: Ağaç Gölgesi
- Litera

- 12 saat önce
- 2 dakikada okunur
Gülsel Ceren Güneş, Cemre Öğün’ün ilk kitabı, Ağaç Gölgesi üzerine yazdı: "Kitabı, az zamana sığdırılabilecek kısa bir öykü kitabı gibi değerlendirirseniz incelikle kurulmuş metaforları ve anlamları kaçırabilirsiniz."

Dijital ve basılı öykü dergilerinde bir süredir adını ve eserlerini sıkça gördüğümüz Cemre Öğün’ün ilk öykü kitabı Ağaç Gölgesi; gündelik hayatın içinde sessizce biriken kırılmaları merkeze alan bir kitap. Kitapta, büyük olaylardan çok küçük çatlaklarla ilgilenen metinler, sıradan konulara eğiliyor gibi gözükse bile dikkat ve sezgi isteyen bir okuma biçimi talep ediyor. Ağaç Gölgesi’ni özellikle bu açıdan ilginç buldum.
Kitaptaki bazı öyküler bütünüyle metafor üzerine kurulu. “Delik” bu açıdan kitabın en net örneklerinden biri. Bir evlilikte açılmış ve artık kapatılamayan bir boşluğu anlatan öyküde metafor gizlenmemiş. Üzerine düşünmeseniz bile öyküdeki kadının kocasına göstermeye çalıştıklarını açıkça gördüğünüz gibi, yazarın sadece bahçedeki delikten bahsetmediğini de hemen anlıyorsunuz. Yine de söylenmeyenle kurulan gerilim düpedüz gözünüzün önünde duruyor. Cemre Öğün belli ki okur tarafından hissedilsin istemiş ama metafor anlaşılsa da anlaşılmasa da keyif alacağınız bir metin olması bence yazarın yeteneği.
“O bilecek ve belki bir diğer kadın. Soğuk metal levhanın altındaki deliği.”
cümlesi altını çizdiğim yerlerden biri oldu.
Kitapta “Puset” gibi metaforik bir çerçeveden ziyade güçlü bir gerçekçilikle ilerleyen metinler de yer alıyor. Lohusalık hâli biraz dramatize edilmiş olsa da vitrin camındaki yansımada kendini “hatırladığından daha hantal” bulmak, “evde bebekle olmayı öğrenmek” üzerine cesaret toplamaya çalışmak gibi ayrıntılar, sizi doğrudan deneyimin içinden konuşan bir noktaya taşıyor. Bu gerçekçiliği metaforik öyküler kadar çok sevdim.
Sevdiğim bir diğer öyküde de; ailesinin zor bela ödediği bale okulunun hakkını vermek zorunda hisseden, kardeşine dair sorumlulukları olan genç bir balerinle, Ana ile karşılaşıyoruz. Yaşıtları gibi davranmaktan çekinen, yaşının gerektirdiği rahatlığı kendine çok gören bu karakter, erken yaşta içselleştirilmiş başarı baskısını temsil ediyor. Yazar, yetenek kadar borç duygusunun da insanın davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini başarıyla göstermiş.
Ağaç Gölgesi’ndeki öyküler anlatıcı açısından çeşitli bir yapı sergiliyor. Birinci tekil anlatım, tanrı anlatıcı ve serbest dolaylı anlatım arasında geçişler yapılmış; bu geçişler biçimsel bir deneme olmaktan çok, öykülerin duygusal mesafesini ayarlayan araçlar olarak işlev görüyor. Kimi öyküde okur karakterin zihnine doğrudan yerleşirken, kimisinde bilinçli ve mecburi bir mesafe alınıyor. Anlatıcı seçimi “Yazar çeşitli denemeler yapmış” diyemeyeceğiniz kadar iyi yapılmış. Bunda yazarın tür ayrımcılığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda çalışmış olmasının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.
Cemre Öğün’ün anlatıcılar dışındaki belirgin tercihlerinden biri, “dedi”, “söyledi” gibi diyalog etiketlerinden özellikle kaçınması. Neredeyse hep satır satır ilerleyen ikili diyaloglarda kimin konuştuğu çoğu zaman sezilse de, bu tercih metinlere yer yer bir tiyatro metni hissi veriyor. Tek cümlelik paragraflar ve diyaloglar bir araya getirildiğinde kitabın hacmi oldukça küçülebilecek gibi gözüküyor; ancak alt katmanları ve çağırdığı düşünce alanlarıyla bu sade yapının ötesine geçen bir kitap Ağaç Gölgesi. Az zamana sığdırılabilecek kısa bir öykü kitabı gibi değerlendirirseniz incelikle kurulmuş metaforları ve anlamları kaçırabilirsiniz.
AĞAÇ GÖLGESİ
Cemre Öğün
Alakarga Yayınları, 2025
Tür: Öykü
148 s.










































Yorumlar