Ara

Bebek Hoplatma Sahili

Bebek Hoplatma Sahili; bir deniz kıyısında, altı yaz boyunca üretilmiş "bütün gün denize bakmak kadar" umut dolu, sevinç dolu, neşe dolu fotoğraflardan oluşuyor. Kendi tabiriyle de, "altı yaz boyunca olup biten, çocuk ve çocuklu olma halleri hakkında" bu kitap. Sırf bu yüzden Gül Ezen'in Bebek Hoplatma Sahili fotoğraf kitabına bakarken seviniveriyor insan. Bazı fotoğraflar öyledir, bakanın içinde ışıklar yaktırır. Simidine sarılmış yüzen bir çocuktan korkuyu içinizden atmayı öğrenirsiniz, annesinin göğsünde uyuyakalmış çocuktan güven duygusunun hakikat temelini…

"İstediğim, denizi yazmak. Zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için. Yolculuklara, ister gerçek ister düşsel olsunlar, yakıştırdığımız son, öbür kıyıda bitse bile, deniz gene tek kıyılıdır, üzerinde yaşayıp çalışan biri olmadıkça. Deniz, kara adamının yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. Her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. İstediğim, denizi yazmaktı. Her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğimi bile bile. " (1)

Bilge Karasu gibi denizi yazmış Gül Ezen de... Altı yaz boyunca deniz ve denize dair yaşam hallerini...

Oğuz Sağdıç tarafından yayıma hazırlanan kitap "Hayatlarımızın umutlu başlangıçlarını paylaştığımız Ankara Koleji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi sınıf arkadaşlarıma" ithafıyla başlayıp “bebeğini hoplatan" Latmos kaya resmi ile devam ediyor.

Latmos Antik Kenti ismini Yunan mitolojisinde yer alan Herakleia’dan almış. O dönemlerde şehir ismi olarak çok kullanılan Herakleia adını, diğerlerinden ayırmak için Latmos Dağı’nın adı da şehrin ismine eklenmiş. Latmos Dağı'ndaki motiflerde de yer alan "Bebek Hoplatma" ritüelinin tarihinin Yeni Taş Devri ve Bakır Çağı'ndan geldiğini söyleyebiliriz. Mitoloji demişken, Ege kıyılarında gerçekleşen bu çalışma vesilesiyle mitolojide Ege Denizi’ne adını veren hikâyesinden de bahsetmek isterim: Aegeus (Egeus) Atina Kralı Theseus'un babasıdır. Theseus, Minotor'a karşı kazandığı zaferden dönerken beyaz yelken çekmediği için oğlunun yenildiğini zanneden Egeus kendini denize atmıştır. Egeus'un kendine attığı denize o günden sonra Ege adı verildiği söyleniyor.

Gül Ezen'in Ege kıyısında 6 yaz boyunca çektiği fotoğrafların her biri kare formatta düzenlenmiş ve siyah beyaz. Ve fotoğrafların tamamı mobil üretim.

Fotoğraf: Gül Ezen

Kitapta gezinirken bir projenin ne kadar uzun soluklu olursa, o kadar kıymetli olduğunu fark ediyorsunuz. Fotoğrafların her biri birbirinden anlamlı, içinde yaz esintisi olan, kıyıları denize yakın olan insanları anlatan, çağdaş fotoğraf yaklaşımıyla üretilmiş ve tasarlanmış işler...

Gül Ezen’in önceki işlerini bilen ve 2017 yılında küratörlüğünü üstlendiği "Görünmez Kentlere Yolculuk" sergisinde yer alan fotoğrafçılardan biri olarak kitabı çıkar çıkmaz edindim, ancak pandemi süreci nedeni ile henüz Gül Hoca ile karşı karşıya gelemedim. Her ne kadar 2-3 günde bir telefonda uzun sohbetler etsek de yine de yan yana geleceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyorum.

Fotoğraf: Gül Ezen

Yaz aylarının kendine has bir kokusu var. Sanki bütün bir yılın yorgunluğunun dinlenme vakti. Deniz insana kavuşuyor, insansa denize. Sanki suya anlattıkça geçiyor bütün bir yıl yorgunluğu.


Gül Ezen'in işleri hep insana dair. Eski işlerinden de birkaç fotoğraf bırakıyorum sizler için... Gül Ezen hep fotoğraf çeksin! Hep üretsin...

Alıntı:

1. Bilge Karasu, Altı Ay Bir Güz, Metis Yayınları, s. 9


Not: Yazının tanıtımında kapak görseli olarak kullanılan fotoğraf Semra Ege'ye aittir.






Gül Ezen / Bebek Hoplatma Sahili


Ölçüleri: 22 x 22

Retro Basım Yayın

Sayfa Sayısı: 112

Basım Tarihi: Şubat 2020