top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

"Hepimiz karşımızdakinin delisiydik, hiçbirimiz diğerinin hikâyesini bilmiyorduk"

Esra Karadoğan, Çinli yazar Yan Ge’nin kaleme aldığı büyülü gerçeklik türünde romanı Çin’in Tuhaf Canavarları üzerine yazdı.


Esra Karadoğan


“Bilirsin ki sevgi işe yaramaz bir şeydir, öldüklerinde karşı tarafa üzülür, acırsın, fakat sen öldüğünde sana bakmazlar bile, sadece yaşayacaksın, hayatta kalacaksın, işte o zaman tamam, insanlar da canavarlar da aynıdır.”


Çin’in Tuhaf Canavarları, Çinli yazar Yan Ge’nin yazdığı büyülü gerçeklik türünde bir roman. Yan Ge, 1984 doğumlu bir yazar, People’a Literaure dergisi tarafından “Geleceğin Yirmi Yazarı” listesine alınmış bir isim. Yazar aynı zamanda Chinese Literature Media Prize’a layık görülmüş. Şimdiden önemli listelere adını yazdırması, değerli ödüllere layık görülmesi gösteriyor ki Yan Ge’nin ismini önümüzdeki yıllarda daha sık duyacağız.



Çin’in Tuhaf Canavarları, ismiyle okura hakkında çok şey söyleyen bir roman ama romanda sadece canavarlar yok. İnsan olmaya, hayata, acımasız bir dünyada yaşamaya dair çok şey var. Okurken bu birbirinden tuhaf ve büyüleyici özellikteki canavarların ne kadar gerçeküstü olduğunu düşündüm. Fakat Yan Ge, bu gerçeküstülüğün dengesini çok gerçekçi kurmuş.

Her şey genç bir zooloji öğrencisinin canavarlar hakkında bir şeyler yazmak istemesiyle başlıyor aslında. Çocukluğundan beri Yongan şehrindeki canavarlar hakkında hikâyeler duyan yazar, bildiklerini, öğrendiklerini birleştirerek başlıyor ve farklı canavar türleri hakkında araştırmalar yapıyor. Canavarlar da insanlar gibi biraz, genel hatlarıyla birbirlerinden ayrılsalar da yaşadıkları dünya bizimkinin aynısı ve maruz kaldıkları insanlar da.


Canavarların hepsi kendine has, neşe canavarları, bin mil canavarları, görkem canavarları, delice seven canavarlar, daha pek çoğu, hepsinin farklı özellikleri var. İnsanların bir kısmı canavarların içindeki iyi yönleri görüyor, bir kısmı onların yapabileceklerinden korkuyor, insanlar genel olarak onları kullanıyor. Her canavarın hikâyesinde yazar başka bir hüzne, başka bir hikâyeye ve gerçekliğe varıyor. Gizemli, karmaşık ama her seferinde merakla takip ettiğiniz hikâyeler dizisi gibi görünse de hepsi bir bütüne hizmet ediyor. İnsanlar ve canavarlar arasındaki hiyerarşi acımasızca. Yan Ge, iyi bir yazar, canavarlar hakkında bir liste gibi görünen bu roman insanlığın karanlık yönünün de bir yansıması aynı zamanda.

“Bu şehirde her gün 513 trafik kazası yaşanıyor, 328 göçmen işçi binalardan atlıyor, 78 gıda zehirlenmesi vakası, 52 tecavüz vakası ve daha birçok nedeni bilinmeyen intihar girişimi oluyordu. Haberi yapılmamış bir vakayı belki sonsuza dek öğrenemeyeceğiz ve bizler tarafından bilinen hiçbir hikâyenin de bizimle sonsuza dek bir ilişkisi olmayacak.”

Yazar da canavarlardan besleniyor ve yararlanıyor aslında, onların hikâyeleriyle dikkat çekiyor, kitapları çok satıyor ama zooloji profesörü hocasıyla başladığı yolculuk çetrefilleşiyor, bir yandan yazmaya devam etmek istiyor, editörü, hatta okurları ondan bunu bekliyor ama bir yandan her canavar için yazdığı hikâyeyle acı çekiyor. Hem kendisinin hem de canavarların yaşadıklarını sırtlanıyor. Karanlık bir tablonun önünde insanlara iyi hikâyeler bazen mutlu edecek aşk hikâyeleri sunmaya çalışıyor. Hocasının kaybıyla yazarın işleri zorlaşıyor, aynı zamanda kendi geçmişine dair bir şeyler de keşfediyor.

“Şehrin o kalabalığında sayısız yabancı insan yanımızdan gelip geçiyordu, hepimiz karşımızdakinin delisiydik, hiçbirimiz diğerinin hikâyesini bilmiyorduk ki, hikâyeyi bilenlerse çoktan ölmüşlerdi.”

Canavarlar birbirlerinden farklı olsalar da hepsi pek çok yönüyle insanlara benziyor ve bu büyülü gerçeklikteki insanların delirmişliği de çok tanıdık. Canavarların yok edilmesi, katledilmesi, bir yere kadar insanları ilgilendiriyor. Gazetelerde okudukları haberleri ve kurbanları da bir süre sonra unutan acımasız ve umursamaz bir dünya bu. Hayali bir şehirde geçen bir romanda insanların bencil ve tuhaf halleriyle gerçekçi bir karşılaşma yaşıyorsunuz okurken ve bu beni bir okur olarak etkiledi. Hatta, edebiyatın benim gözümdeki büyüsünü yitirmemesinin temel sebebi de bu.


Bu kitabın güzel bir özelliği de Çince aslından çevrilmiş olması, Selin Özcan, Çin kültüründen referansları da açıklayarak ince bir işçilik çıkarmış. Büyülü gerçeklik sevenlerin bu romanı çok seveceğinden eminim, fazlasıyla karanlık ve merak uyandırıcı, postmodern bir roman Çin’in Tuhaf Canavarları. Kitabın yazarı Yan Ge, canlı ama hayali olduğunu bildiğimiz bir dünya kurmuş. Zaman zaman yazarın başına gelenlerle zaman zaman canavarların başına gelenlerle okurun ilgisini diri tutan merak uyandıran bir roman yazmış. Çin’in Tuhaf Canavarları da isminin hakkını veren tuhaflıkta iyi bir roman.


ÇİN’İN TUHAF CANAVARLARI

Yan Ge

Timaş Yayınları, 2022

Çeviri: Selin Özcan

336 s.