• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Fısıltılar Birleşerek Gürül Gürül Akan Bir Nehre Döner Bir Gün İnanırsak...

Ece Temelkuran, Türkçede olduğu gibi artık dünya dillerinde de her yazdığıyla okurunu bulan kalemlerden biri. Son kitabı Bu da Geçer üzerinden başlayan sohbet umuda ve dayanışmaya uzandı. Deniz Zeka ve Meltem Sezen Kılıç, Temelkuran'la son kitabına ve hayata dair daha birçok şeyi konuştu.


Deniz Zeka / Meltem Sezen Kılıç


Ece Hanım merhaba, heyecanla beklediğimiz yeni kitabınıza kavuştuk. Kitabın kapak resmi ile başlamak istiyoruz. Kitabın kapağında, çok narin, çocukluğumuzun vazgeçilmez eğlencesi karahindiba resmi var. Üfleyince her yere dağılan bu çiçek gibi dağılıp sonra toparlanmaya çalıştığımız anlar mı hayatı hayat yapıyor?


Belki. Ama benim için karahindibanın 'hayatı nasıl yaşamak gerekir' sorusuyla ilgisi var. Bir avize gibi mi yoksa bir karahindiba gibi mi saçmalı ışığı? Işık derken aydınlıktan söz etmiyorum, hayat enerjisinden, neşesinden söz ediyorum. Bir avize gibi sabit durup, sabredip, beklemeli mi yoksa telaşla dağıtmalı mı kendini, bir karahindiba gibi. Benim seçimim ortada sanırım. Bilhassa bir kadın için pek ‘akıllı’ bir yaşama biçimi değil ama insan zamanla kendinden başka biri olamayacağını anlıyor ve buna alışıyor.


Hayata anlam yüklemeye gerek var mı? Kendiliğinden olamıyor mu?


Bilmem, siz o kadar şanslı mısınız?


"Vietnam, ABD ordusunu nasıl yendi? Yeraltında bir fısıltı olarak başladı her şey. Kurtuluş Savaşı nasıl başladı? Bir fısıltının başka bir fısıltıya yemin etmesiyle."

Kitabınızın adı “Bu da Geçer”. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, geleceği görebileceğimiz kadar yukarılara çıksaydık, içinden geçtiğimiz şu günlerden sonra neler görürdü Ece Temelkuran dünyaya dair, ülkeye dair?


Milyonlarca insan görürdüm, aklından aynı şeyi geçiren: “Sokaklara çıkıp dünyanın yakasına mı yapışsam yoksa kendimi eve mi kapatsam?” Sanırım üç aşağı beş yukarı hepimizin ruh hali bu. Hem kaybedeceğimiz hiçbir şey kalmamış gibi hissediyoruz hem de korkudan ödümüz patlıyor. Şu anda “seyrederim alemi” anında gördüğüm bu ama yakında sanırım hepimiz başka bir şey göreceğiz. Dünya kendi kendine bakıp çok şaşıracak.


Sesler, fısıldayarak nasıl birleşir?


Şöyle: ... .... ... Duydunuz mu? (Bu şaka) Vietnam, ABD ordusunu nasıl yendi? Yeraltında bir fısıltı olarak başladı her şey. Kurtuluş Savaşı nasıl başladı? Bir fısıltının başka bir fısıltıya yemin etmesiyle. Bir insan bir insanı nasıl sever? Evvela bir fısıltıyla. İlk önce biri birine bir şey fısıldar ve olaylar gelişir.


Her türlü gürültüde Ece Temelkuran kendini nasıl sağaltır?


Bazen iyileşmek diye bir şey yoktur. Bazen kırılanlar yapışmaz. Geçen gün genç bir kadınla konuşurken fark ettim, iyileşmeyen yaralara büyümek diyoruz. Beni bugüne kadar sağaltan tek bir şey oldu, Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ı yazmak. Düştüğüm yerden kalmam için roman yazmam gerekiyor demek ki bu da öyle her gün olabilen bir şey değil.