• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

İlelebet geçicilik

Aynur Kulak, Hilary Leichter'ın ilk romanı Geçici üzerine yazdı: "Belirsizliklerin nasıl düzenlendiğini, geçiciliğin artık bir yaşam biçimi üzerinden kabulü ile ele alması romanı baştan sona ilgi çekici kılıyor."

“Burada geçici kalabilseydi gitmesi gerekmezdi gibi geliyor bana.”

Hilary Leichter romanı Geçici, Marilynne Robinson’un Housekeeping romanından böyle bir alıntı ile başlıyor. Bu bir tesadüf değil çünkü Robinson, Housekeeping romanında ev idaresini yalnızca ev içi temizlik anlamında değil kayıplar karşısında kişinin kendisi ve ailesinin manevi düzenini nasıl sağlayabileceğiyle de ele alır. Hilary Leichter’ın da Geçici romanında yaptığı üzere sadece kişinin kendi belirsizliklerini değil toplum düzeni açısından da çağımızın en önemli sorunu olan belirsizliklerin nasıl düzenlendiğini, geçiciliğin artık bir yaşam biçimi üzerinden kabulü ile ele alması romanı baştan sona ilgi çekici kılıyor. Çünkü dünya toplumlarında yaşayan her bir birey kurdukları düzen içerisinde yaptıkları işlerden, yaşadıkları şehirlere ve evlere, sabah yataklarından kalkarak akşam yatağa girene kadarki günlük rutin işlerine kadar birer “geçiciler”. Dünya sadece inançlar kapsamında değil, tüm ayakta kalabilme unsurlarıyla geçiciliğin bir düzen mekanizması olarak çalıştırıldığı bir yer artık.



İlelebet Geçici Olanın Hikâyesi

Hilary Leichter’ın ilk romanı olan İthaki Yayınları tarafından Tülin Er çevirisi ile yayımlanan Geçici’deki isimsiz kahraman 23 iş arasında gidip gelen bir geçici işçidir. Şöyle anlatmaya başlar kendisini: “Kısa görevler, kısa kalışlar, kısa etekler. Geçici personel ajansım şehir merkezinin dışında, gündelik rahat ayakkabılar giymiş pudra kokulu kadınların olduğu bir zevk kubbesi. Âdet olduğu üzere, istihdamımı onların manikürlü ellerine bırakıyorum. Özgeçmişimi güven telkin eden karpal simyayla yoğurup bir yaşam oluşturan bir dizi maaş çekine dönüştürüyorlar.”


Romanın canlı, yaratıcı üslubu ile kahramanın yer yer absürtlüğe doğru seğirten çılgın savruluşları onun gökdelen penceresi silmekten tutalım da posta dağıtıyor olmasına, trafiği yönlendirmekten tutalım da bir şirketin yönetim kurulu üyesi yerine geçmesine, bir adamın ayakkabı dolabını düzenlemesine veya vitrin mankenliğine varana kadar birbiriyle tamamen zıt işlerin her birini yapabilme becerisinden kaynaklanıyor. Bu romanın kahramanı diğer romanlardan alışık olduğumuz üzere birilerini kurtarma, intikam alma veya maceraya atılma peşinde değil. Peşinde olduğu şey kendisi gibi geçici olan arkadaşlarının da ifade ettikleri gibi “istikrar” ve “kalıcı” bir iş. İmkansıza yakın bir durum bu elbet. Öyle ki, imkansızı başarmış eski bir arkadaşı ile karşılaştığında onu kıskan kahramanımız, “Nasıl hissettiriyor?” diye sorar ağlamamaya çalışarak. “Kararlılık mı?” diye sorar arkadaşı kahramanımıza onu daha da fazla yaralayıcı şekilde ve yatıştırmaya çalışırmış gibi bir bayağılık ile devam ederek;

“Bazen böyle şeyler, sen onları aramadığında gerçekleşir.”

Leichter geçici bir şekilde güvencesiz çalışmanın özel hayatımızı nasıl etkilediğini ve artık bu durumun hayatın bir parçası olduğu gerçeğini anlatıyor bize aslında. Çalışmayı bırakma lüksümüz var mı? Bu soru burada dursun; tek bir iş ile hayatımızı idame ettirebilir miyiz? Ya da herhangi bir işte veya sektörde “istikrar” veya “kalıcılık” mümkün mü? Anlatılan hikâye tüm bu soruları kahramanımızın aşk hayatı üzerinden de soruyor bizlere. On sekiz tane erkek arkadaşının her biri bir gecede kendileri için belirlenmiş bir rolü ihtiyaçlara binaen yerine getirmekle tahsis ediliyorlar. Kullanışlı erkek arkadaş, yaşam koçu erkek arkadaş, ciddi erkek arkadaş, romantik erkek arkadaş, kafeinli erkek arkadaş, gerilimli erkek arkadaş vb… Birbirine el vererek mükemmel işleyen fakat aynı zamanda da, -elbette ki- bir “geçici” ilişkiler profili önümüze koyar Leichter.


Gerçekçi Bir Dünyada Olduğunu Hissetmemek

Her şeyin çığırından çıktığı böyle bir dünyada, yarışta başarılı olmanın değil bir yarış içerisinde birinci gelsen bile eninde sonunda geçici olacağın gerçeği tüm dünyanın malumu. Kendisiyle yapılan bir söyleşide; “İşe daha gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşan pek çok gerçekten daha iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum ancak, gerçekçi bir dünyada olduğumu da düşünmüyorum. Hayatımda her gün olan şeyler hakkında o kadar sık şaşkınlık ve gerçek şoklar hissediyorum ki, absürt olmayacak şekilde yazabilir miydim bilmiyorum.” Absürt ve ürkütücü portremizi ortadan ikiye çatlamış bir aynadan görmemizi sağlıyor Leichter. Geçici’nin şaşırtıcı derecede absürt olaylar silsilesinin üst üste anlatıldığı yerlerde Alice Harikalar Diyarı’ndaki Kızıl Kraliçe’yi hatırlatıyor bana. Hikayenin bir yerinde Kızıl Kraliçe Alice’i bileğinden yakalayıp onu bir yarışın içine iterken şunları söyler: “Aynı yerde kalabilmek için yapabileceğin tüm koşuşturmacalara ihtiyacın var. Başka bir yere gitmek istiyorsan, bunun en az iki katı hızlı koşmalısın.”


GEÇİCİ

Hilary Leichter

İthaki Yayınları, 2022

Çeviri: Tülin Er

200 s.