Hakikati tozlu yollarda aramak
- Litera

- 7 dakika önce
- 3 dakikada okunur
S. Serdar Yegül, John Fante’nin Toza Sor romanı üzerine yazdı: "Roman, hakikati pırıl pırıl yollarda değil, çölde kaybolma tehlikesi dahi olan tozlu yollarda aramak gerektiğini hatırlatır"

Hayatın hakikatini en iyi kimler bilir? Güçlüler mi, güçsüzler mi? Toplumun merkezine yerleşmiş olanlar mı, kenarına süpürülmüş olanlar mı? Başarı hikâyeleri mi, başarısızlık hikâyeleri mi? İşte John Fante’nin Toza Sor romanı (1) bizi tam da bu sorularla yüzleştirir.
Modern kentler modern vaatler
ABD’de Büyük Buhran’ın yaşandığı 1930’larda ABD’nin Doğu yakasında yaşayan pek çok Amerikalı, taşı toprağı altındır diyerek Batı yakasına göç eder. Bu dönemde Batı’nın modern kentleri bir yandan insanlara “yeni bir başlangıç” ve “şöhret ve başarı” vaat ederken, diğer yandan da acımasız ve dışlayıcı davranır. John Fante’nin Toza Sor romanı, modern kentlerden biri olan Los Angeles’ta geçer ve kentin vaatleri ile acımasızlıkları arasına sıkışıp kalmış ve toz-duman olmuş insanların hayatlarını roman karakterleri üzerinden anlatır.
Los Angeles’ın modern vaatleri elbette İtalyan asıllı Arturo Bandini ile Meksika asıllı Camilla Lopez’i de etkiler. Bu vaatler karşısında Bandini, yazılarıyla büyük bir yazar olmayı ve yoksulluktan kurtulmayı hayal ederken, Camilla, tutkulu ve sınırsız bir aşk yaşamayı ve gündelik hayatın boğuculuğundan kurtulmayı ister. Tüm bu istekler karşısında Bandini, otel odalarını, açlığı ve reddedilen metinlerini bulurken, Camilla ise istikrarsızlık, kendine zarar veren ilişkiler, yersiz-yurtsuzluk ve savrulmuşlukla karşılaşır.
Başarılı bir yazar olmak isteyen Bandini, aslında yazar değil sosyal basamakları hızla çıkmak ve toplumun merkezinde değerli olarak gördüğü insanların arasına girmek istemektedir. Kırılgan bir yapıya sahip olan Bandini, bir yandan, özgüven patlaması yaşarken diğer yandan en ufak bir reddedilişte tüm özgüveni yerle bir olur. Bandini parasızlık, açlık ve iç çatışmalarıyla boğuşan genç bir adamdır ve hayatının merkezinde Camilla ile yaşadığı problemli ve tutkulu ilişki yer alır. Roman boyunca Bandini’yi, hem Camilla’yı hem de kendisini kurtarmaya çalışırken görürüz.
Camilla’ya gelecek olursak, Meksika kökenli, bağımsız, cinsel olarak özgür, psikolojik olarak yaralı ve tutunamayan bir kadındır. Erkekler tarafından arzulansa da hiçbir erkeğe ait olmak istemez. Alkol alır ve düzensiz bir hayat sürer. Camilla, Bandini’nin kurtarmak istediği ancak hiçbir zaman kurtaramayacağı bir kadındır. Bandini, Camilla’dan koşulsuz sevgi, hayranlık ve tam teslimiyet beklese de Camilla bunların hiçbirini veremez. Romanın sonunda Bandini, aradığı kurtuluşu ne Camilla’da ne de kendinde bulabilir. Ne Camilla’yı ne de kendini doğru düzgün sevebilir. Çünkü o, sevmek için gerekli olan şeffaf ve eşitlikçi davranışı sergileyemez.
Toza sordum
Bandini ve Camilla, modern vaatler uğruna Los Angeles’a göç eder ancak kentte toz-duman olurlar. Dolayısıyla romanın ismi olan Toza Sor; hayatın hakikatini öğrenmek için hayatları toz-duman olan, hayatın kenarına süpürülen, değersizleştirilen ve toplumun ‘en zayıf halkası’ haline getirilen insanlara sor/bak şeklinde düşünülebilir.
Diğer yandan roman, hayatın hakikatinin genellikle her ne kadar toz-duman olmuş insanların arasında ortaya çıktığını gösterse de, diğer yandan, o insanların acılarını inkâr edip etmediğine ve acılarıyla yüzleşme cesareti gösterip gösteremediğine de dikkat çeker. Dolayısıyla, yazının başında sorulan “hayatın hakikatini en iyi kimler bilir?” sorusuna, “hayatın hakikati nasıl ve hangi hallerde ortaya çıkar?” sorusunu ilave etmek faydalı olur.
Romanda Bandini’yi, ezilmiş olduğu halde kibirli, yoksul olduğu halde başkalarını aşağılayan ve dışlanmış olduğu halde başkalarını dışlayan bir karakter olarak görürüz. Bandini’nin böyle davranmasının nedeni; değersiz olarak gördüğü kişileri kabul ettiği takdirde kendisinin de değersizleşeceğine inanmasıdır (2). Bu düşüncelerinden dolayı Bandini acılarıyla yüzleşme cesaretini gösteremezken, romanın sonunda çölde kaybolmayı seçen Camilla acılarını inkâr etmez.
Toza Sor romanı bir yandan, günümüz insanına hayatın hakikatinin güçlü ya da başarılı görünen insanlarda değil; acısını inkâr etmeyen, hassas olduğunu kabul eden ve acılarıyla yüzleşebilen insanlarda aramak gerektiğini söylerken, diğer yandan da, hakikati pırıl pırıl yollarda değil, çölde kaybolma tehlikesi dahi olan tozlu yollarda aramak gerektiğini hatırlatır.
Kaynaklar:
(1) John Fante, Toza Sor, Çeviri: Avi Pardo, Parantez Yayınları, 2009
(2) Engin Geçtan, İnsan Olmak, Metis Yayınları, 2024
[Metnin Sonu]










































Yorumlar