• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

“Dinleyin: Oluyor işte”

Ayşe Başcı, bu hafta Vonnegut kitaplarının belki de en ünlüsü olan Mezbaha Beş üzerine yazdı. “Tralfamadore gezegeninde boyutlar, uzay ve zaman hakkında öğrendikleri sayesinde artık Billy için hayat ve ölüm büyük anlam yüklenecek şeyler olmaktan çıkmıştır.“


Kurt Vonnegut Jr. hakkındaki giriş yazısında (https://www.literaedebiyat.com/post/kurt-vonnegut-yazi-serisi-ayse-basci) İkinci Dünya Savaşı’nda orduya yazıldığını, Almanlara esir düşerek Dresden bombalanmasına tanık olduğunu belirtmiştim. Bu savaştan izler taşıyan Vonnegut kitaplarının belki de en ünlüsü ise Mezbaha Beş.


Can Yayınları’ndan Hamdi Koç çevirisiyle yayımlanan kitabın kahramanı yine bir yazar. Savaşın kitabını yazmaya başlıyor ve olayları kahramanı Billy Pilgrim’in gözünden anlatıyor. (Pilgrim kelimesinin hem özellikle çileli bir yolculuktan sonra kutsal topraklara ulaşmış bir hacı hem de 1600’lerde İngiltere’den ABD’deki Plymouth’a göçen ilk yerleşimciler anlamına gelmesi bir tesadüf olamaz elbette.) Vonnegut’ın başka romanlarında yan veya ana karakterler olarak gördüğümüz Eliot Rosewater ve Kilgore Trout da Mezbaha Beş'te yine karşımıza çıkıyor.



Romanın ilk bölümünde, bizler henüz Billy Pilgrim’le tanışmamışken, Vonnegut’ın yarattığı yazar kitabını yazmaya nasıl karar verdiğini ve bir silah arkadaşının karısıyla yaşadığı tartışmayı anlatıyor:


“Savaşta daha bebektiniz – tıpkı yukarıdakiler gibi!”

Başımı sallayarak bunu tasdik ettim. Savaşta çocukluk yaşının tam sonuna gelmiş ahmak bakir oğlanlardık.

“Ama bunları bu şekilde yazmayacaksın, değil mi.” Bu soru değildi. Suçlamaydı.

“Ben – bilmiyorum,” dedim.

“Ama ben biliyorum,” dedi. “Bebek değil de erkekmişsiniz gibi yapacaksın, sizi de filmlerde Frank Sinatra’yla John Wayne oynayacak, veya öbür gösterişli, savaş aşığı, pis ihtiyarlardan biri. Savaş şahane görünecek, o kadar ki daha çok savaş olsun isteyeceğiz.” (s. 24)


Yazar, savaşı böyle bir kahramanlık öyküsü gibi anlatmayacağına söz veriyor ve Billy Pilgrim’in hikâyesi başlıyor. Dinleyin:


Varlıklı bir optometrist olan Billy artık yaşlanmıştır. Bir süre önce, Tralfamadore gezegeninden gelen uzaylılarca kaçırıldıktan sonra zamanın düz bir çizgi olmadığını anlamış ve yaşandı bitti sanılan her şeyin aslında bir yerlerde devam etmekte olduğunu, zaman içinde seyahat edilebildiğini öğrenmiştir. Bu sayede bir an uykuya dalıp Dresden’de esir tutulduğu Mezbaha Beş’e, uyanıp yeniden uyuyarak evlendiği güne veya on altı yaşında gittiği doktorun muayenesine dönebilmektedir.


1968’de geçirdiği bir uçak kazasından sonra bu sırrını herkesle paylaşmaya başlar ama çocukları dahil kimse ona inanmaz. Oysa Tralfamadore gezegeninde boyutlar, uzay ve zaman hakkında öğrendikleri sayesinde artık Billy için hayat ve ölüm büyük anlam yüklenecek şeyler olmaktan çıkmıştır. Hatta İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikalı bir esir olarak Dresden’de karşılaştığı felaketler bile. Dönüp dolaşıp yaşadığı hayatını ciddiye almamayı öğrenmiştir ve bu bilgiyi herkesle paylaşmak istemektedir. İnanan çıkarsa tabii.


Billy Pilgrim’in zamandaki seyahatlerinde en büyük yeri savaş alır. Nasıl yakalandılar? Dresden’e nasıl götürüldüler? Yerleştirildikleri Mezbaha Beş nasıl bir yerdi? Malt şurubu fabrikasında çalıştırılırken neler yaptılar? Müttefiklerin Dresden’i bombalaması sırasında buzhaneye nasıl sığındılar? Kimler öldü, kimler kaldı? Vonnegut’ın hayatındaki belirleyici olaylardan biri olan savaş ve yaşadığı deneyimler, Billy Pilgrim’in hayat hikâyesinde yeniden vücut buluyor.

Ama Billy derdini anlatmayı bir türlü başaramıyor. İnsan, göremediği ya da görmemeyi seçtiği sebeplerle savaşmayı, yenmeyi, yenilmeyi, öldürmeyi, yaşatmayı, bütün bunları hayatın bir parçası olarak kabul etmeyi sürdürüyor.


Lut’un karısına, tabii, bütün o insanların ve evlerinin bulunduğu yer kastedilerek geriye bakmaması söylendi. Ama kadın tuttu, geriye baktı, onu bu yüzden seviyorum, çünkü çok insanca.


Derken kadın tuz sütununa dönüştürüldü. Oluyor işte.

***

İnsanlar geriye baksın istenmiyor. Elbette bir daha ben de bakmayacağım.

Savaş kitabımı artık bitirdim. Bundan sonra yazacağım kitap eğlenceli olacak.

Bu kitap iyi olmadı, iyi olmamaya mecburdu, çünkü bir tuz sütunu tarafından yazıldı. (s. 31)


Vonnegut’ın geriye bakıp bir tuz sütunu olarak anlattığı savaş, Billy Pilgrim’in sonsuz zaman döngüsünde tekrar tekrar tekrar yaşanıyor. Tıpkı bugün dünyanın her yerinde tekrarlandığı gibi. Oluyor işte.


MEZBAHA BEŞ

Kurt Vonnegut

Can Yayınları, 2021

Çeviri: Hamdi Koç

208 s.