• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Modern masallar ve uçsuz bucaksız dalgalar

Deniz Poyraz, Japon kökenli Kanadalı yazar Joy Kogawa’nın en bilinen eseri Obasan üzerine yazdı: "Obasan, bir yanıyla da toprağın derininde birbirlerine aynı köklerle bağlı biçimde yaşayan insanların hikâyesi. Güçlü, direngen kadınların konuştuğu ve nihayet özneleştikleri bir metin."


Obasan, Japon kökenli Kanadalı yazar Joy Kogawa’nın en bilinen eseri. Kitap, son yıllarda özgürlükçü politikaları ve gelişmiş demokrasisiyle ülkemizde de sık sık gündeme gelen Kanada’nın, bugünkü Kanada’yla pek de bağdaşmayacak ırkçı, ayrımcı yakın geçmişine ışık tutuyor. Geçtiğimiz aylarda Ketebe etiketiyle Türkçeye çevrilen Obasan, Amerikan Kitap Ödülü’ne değer görülmüş. Bilindiği gibi bu ödül, yazarların bir başka yazara, “olağanüstü edebi başarısından dolayı” verdiği bir ödül ve bu yüzden manevi bir önemi de var.



Obasan, her şeyden evvel, bir yüzleşmenin hikâyesi. Göçmen kökenli Naomi adlı bir öğretmenin yaşama tutunma hikâyesi biçiminde serimlenen; fakat arka planda bütün bir Japon asıllı Kanada yurttaşlarının var olma öyküsü. Öncelikle, “Obasan” kelimesi, Japoncada yaşı ilerlemiş kadınlar için kullanılan, saygı ve nezaket bildiren bir ifade. Naomi için “Obasan”, amcasının eşiyle vücut bulan bir kelimeye dönüşüyor. Obasan ketumluk derecesinde suskun, kararlı, dirayetli bir ihtiyar kadın. Onun bu sessizliği, kendisini ve ailesini dış dünyaya karşı koruyan bir zırh adeta. Fakat Naomi büyüdüğünde, Obasan, ailenin kaderine musallat olan ürkütücü sessizliğin perdesini aralamaya karar veriyor ve bundan sonra sayfalar geçmişe çevriliyor.


Naomi, son yedi yıldır Kanada’nın bir kasabasında öğretmenlik yapıyor. On altı yıl önce öğretmenliğe ilk başladığında, veliler sınıfın kapısına gelmişler ve tuhaf bir merakla onu incelemişler. Naomi’nin öğretmen olacak kadar yaşlı görünmediğini söylemişler dudak büküp. Fakat sorunun sadece yaştan ibaret olmadığını düşünüyor Naomi.

“Asıl sorun gençliğim mi yoksa bu Doğulu yüzüm mü? Bunun cevabını hiç öğrenemedim,” diyor.

Obasan, bir yanıyla da toprağın derininde birbirlerine aynı köklerle bağlı biçimde yaşayan insanların hikâyesi. Güçlü, direngen kadınların konuştuğu ve nihayet özneleştikleri bir metin. Emily teyze, bunlardan biri. Obasan’a kontrast oluşturuyor kurguda. Biri kalabalıkta mutlu, diğeri yalnızlığıyla yaşıyor. Obasan’ın dili yeraltının derinliklerinde kalırken, Emily teyze bir kelime savaşçısı. Bir direnişçi. Önde gelen bir aktivist. İster Japon-Kanada meselesi ister kadın hakları veya yoksullukla ilgili olsun, o, bir hak ihlali haberinin ardından sorunsuz noktadan sorunlu noktaya doğru tek başına koşan akyuvar hücresi gibi. İçinde geçmişte Japonlara yapılan haksızlık hâlâ capcanlı duruyor.

Romanda sözü edilen haksızlıklar genellikle göçmen Japonların tek geçim kaynağı olan balıkçı teknelerine el koyulması ve devletin bunları satışıyla ilgili. Balıkçılık ruhsatlarının durduk yere askıya alınması, mülkiyetin tasfiyesi (müsadere), kimi zamansa vatandaşlıkların iptali. Raporların genelinde bu insanlardan “Japon ırkı” diye bahsediliyor. Emily teyze bunların üstünü çizip yerine “Kanada vatandaşı” yazıyor. Roman ilerledikçe görüyoruz ki bir ülke göçmenlerine bunca eziyet ederken, aslında kendisine zarar veriyor. Kanada, dağıtma politikasından bir türlü kurtulamıyor. Hükümetin de en büyük hedefi bu; Japon asıllıların görünür olmalarını, bir araya gelmelerini istemiyor. Yani, Kanada’daki ırkçılık resmî ve apaçık.


İşledikleri politik suçlar için günah keçisi arıyor kapitalist devletler…. İnsanların korkularıyla beslenen politikacılar, liderler ve medya mensupları olduğu sürece bu günah keçisi sıradan insanlar olmaya devam ediyor. Bir gün “düşman değilsiniz” diyorlar bize, bir başka gün ise sebepsiz yere düşman ilan ediyorlar bizi birbirimize. Joy Kogawa, son yıllarda hemen hemen tüm büyük dünya ülkelerinin geçmekte olduğu zorlu göç sınavına dair çetrefilli bir bilmece ortaya koyuyor Obasan’da. Fakat büyük bir nezaketle, tüm soruların cevabını okurun vicdanına, anlayışına bırakarak… İyi okumalar.


OBASAN

Joy Kogawa

Ketebe Yayınları, 2022

Çeviri: Tugay Kaban

320 s.