• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

ON SORU: Tülin Özen

Litera Edebiyat, "On Soru" sormaya, sözü hep kitaplara getirmeye devam ediyor. Bu hafta sorularımızı başarılı oyuncu Tülin Özen yanıtladı.


1. Neler yapıyorsunuz?


Tam şu an, yeni kaydettiğimiz podcast dizimizin montajını yapıyorum, genel olarak bu aralar ise, Kırmızı Oda adlı dizide oynuyorum. Ama daha da genel olarak bir şeyler izliyorum.


2. En son hangi kitabı okudunuz?


Elimdeki kitap uzun zamandır beklettiğim Ayfer Tunç/Osman. Ondan önce üst üste iki Düşüş okudum. Camus'nün Düşüş’ünü, yine bu podcast işi için bir kere daha hatırlamak ve belli ki bir kere daha az sayfada-büyük kitap hissine bayılmak üzere okumuşum ve Ketil Bjornstad'ın Düşüş’ünü de, iki Düşüş arasında nasıl bir bağlantı var diyerek okudum. Benim için eğlenceli bir karşılaştırma oldu. Sevdiğin bir filmi ya da kitabı ya da şarkıyı yeniden yazmak, söylemek ya da çekmek üzerine sorular ve sorular sordurdu, ama bunu kitap mı yaptı, ben mi teşneydim zaten sormaya onu bilemiyorum.. Ama ne uzun cevap!


3. En son ne zaman kitap hediye ettiniz? Kime?

En son , Kübra’yı hediye ettim galiba, seveceğine ve hop diye okuyacağına yüzde bin emin olduğum bir arkadaşıma. Ama en sevdiğim kitap hediye etme şekli, biter bitmez ilk aklıma gelen ya da o sırada etrafımda olan birine hemen paslamak. Alıp hediye ettiğim durumlarda biraz daha temkinli ve garantici davranıyorum.


4. Keşke hiç okumamış olsaydım, böylece ilk kez okumanın mutluluğunu yaşayabilirdim dediğiniz bir kitap var mı? Hangisi?


Off, onlarca var belli ki! Ne zaman birinin elinde sevdiğim bir kitap görsem (metroda, otobüste ya da kafede, sette falan) yüzlerce kere, "Ne kadar şanslı!" diyorum içimden ve de mümkünse dışımdan. Topluluk içinde en çok kestiğim şey kitap olabilir. En son geçen hafta bu hissi, Gülçin’le (Kültür Şahin) sette konuşurken, Kazuo Ishiguro/Günden Kalanlar için yaşadım.


5. Edebiyat mı kurgudışı mı?


Araya serpintili, tamamen o sırada açlık durumuma, biraz da etrafımdaki işlerle bağlantılı olarak ilgime göre değişiyor.


6. Bir kitabın içine girme imkanınız olsa bu hangi kitap olurdu?


Ay hiç içine girmek istemeyeceğim kitapları sevmiş olabilirim şu an fark ediyorum ki.

(Demek ki genel olarak ‘halime şükür’ kıvamında okumuşum kitapları dedirtiniz:) )

Bir de kadın olmak yine zor ya bu soruda da; geçmişe gitmekte de zorlanıyorum. Rusya’ya gidemem yani mesela. İhsan Oktay Anar’lara falan gideceğim, bir korku bastı! Ursula Le Guin’lerdeyim.. Haydi olacaksa öylesi olsun ne yapayım. Tamam , fantastik dünyalara gideyim. Biraz korkmak da iyi geliyor şu anda; herhangi bir Ursula K. Le Guin..


7. Hangi kitabı yazmış olmak isterdiniz?


Daha önce bu soruya Mülksüzler diye cevap vermiştim. Hala da aynı şeyi düşünüyorum ‘Yıllar geçti, hiç mi değişmemişim?’ demeyeyim şimdi sabah sabah kendime, ama içine gireceğim ruh hallerinden korkuyorum diğerlerini dersem. Gerçi bu tip sorulara maruz kalan bir oyuncu olarak, yazarla eseri arasındaki böyle bir bütünleşmeden korkmak da, düşünülmemiş bir cevap vermek üzere olduğumu gösteriyor galiba. Yani belli ki bir kaçışla bilim kurgu hayal etmek ve yazabilmek iyi geliyor sanırım cevap olarak. Ben Robot’u yazıp robot yasalarını belirlemeyi kim istemez. (Pardon soru işareti koyayım bari iyice bir bilmiş bilmiş konuşmaya doğru gidiyor) Kim istemez, değil mi?


8. Edebiyat uyarlamalarına (Film, dizi, oyun, resim, müzik) nasıl bakıyorsunuz? Uyarlansa ne güzel olur dediğiniz bir eser var mı?


Genelde çok mesafeliyim sevdiğim kitaplara dokunulmasına, ama mesela az önce bahsi geçen Günden Kalanlar ne şahane bir örnek. Ya da Anayurt Oteli mesela. Mucize gibi. Bu soru benim etrafımda çok dolaşıyor tabi. Kitap adı vermeksizin (aklıma çok geldiği için) mantığımı yaz