top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Öykü: TANRIM? USTA!

“Ellerim duada, gözlerim rüyada, aklım havada, gözlerim yollarda. Ne çok şey isterim senden, bir tas çorba kaynasın, bir lokma huzur. Lokma, lokma. İzmir’de olmak vardı şimdi, lokmanın hasını yerdik.”

Yavuz Arkın


“İnsanoğlu hep aynı şeyleri yapıyorsunuz benim için. Biraz yaratıcı olun lütfen, çok da fazla olmasın. Sonuçta o benim işim. Herkes kendi işine baksın. Yeteri kadar yapın ne yapacaksınız. Arkadaş ne güzel şey Tanrı olmak. Tanrılığı sınırlı sonsuzluğunda yaşamak. Düşünce kadar geniş, duygu kadar uçarı sayılmak. İnanların sanrısı bir yana, şimdi kendi düşüncemdeyim. Onun içinde. Oysa benden beklenen, insanların gerçekleştirmemi istediği ne kadar çok “şey” var. Hepsini ben mi yapacağım. Talep etme arzularını anlıyorum. Sonuçta ben otoriteyim. Ve insanların sürekli beklenti içinde olmaları, tembelliği yoruyor beni. Vallahi yoruyor, billahi yoruyor.”

“Usta usta…”

“Ne oluyor arkadaş, iki dakika rahat yok mu? Burda sizler için çalışıyorum. Tam da bulmuştum ne diyeceğimi. Gerçekten zor iş sizi idare etmek. Nerden yarattım sizleri. Tek başıma ne güzel takılıyordum. Ah Adem seninle başladı her şey.”

“Usta usta… Yine koptun gittin, tek başına kalınca tuhaf tuhaf konuşmaya başlıyorsun. Ustaaa…”

“Yatın kalkın dua edin bana. Kurban olun hatta. Aaaa yeni bir ibadet buldum. Hemen bu bilgiyi ulaştırın herkese. Şimdilik ismi yok ama bulurum bir şeyler.”

“Usta yapma gözünü seveyim, zaten işimiz başımızdan aşkın. Sabah akşam ibadet ediyoruz sana. Adem dedin bir şey demedik, Havva üstüne tuz biber oldu. Dinlemedin bizim sözümüzü. Bela ettin şu insanları başımıza. Yeni icat çıkartma şimdi. Ustaaa kendine gel, daha önemli sorunlarımız var şimdi.”

“Kötü mü ettim yani, başıboş dolanıyordunuz orada burada. Serserilik sizde, üç yudum içen kendinden geçiyordu. Ortalığı bok götürüyordu. Adam mı oldunuz şimdi? Nankörlük etmeyin.”

“Ne acılar gördüm sen biliyor musun Usta. Ne çileler çektim. Ahhh ulan ahhhh. Sevdiğim bir kız vardı benim.”

“Arkadaş ne anlatıyorsun bunları, gören de gerçek sanacak. Acılar çekmiş de, sevdiği kız var mış da. Bir eliniz yerde bir eliniz gökte. Bir kanat vermediğim kaldı size. Onu da versem oradan oraya uçup uçup deli edersiniz beni.”

“Ustaaaaaa… Ustaaaa….”

“Usta usta ne var? Şurada iki kelam ediyorum. İşine gelmedi di mi? Ne oldu yine, kıyamet mi koptu? Benden habersiz bir de. Ne oluyor arkadaş, işimi elimden almak isteyen mi var? Cevap ver bana, bu ne telaş?”

“Usta o kadar çok soru soruyorsun ki hangi birine cevap vereceğim şimdi. Sınav sınav diye tutturdun onu da geçtik çok şükür üstelik yüksek puanla. Girdik işimize alnımızın akıyla çalışıyoruz. Kırgınız zaten sana biliyorsun. Bildiğin şeyleri duymak hoşuna gidiyor biliyorum. Hem kıyamet kopmaz bu saatten sonra usta. Unut o işi.”

“Ne demek o şimdi? Ben ne istersem o mutlaka olur. Nasıl bir konuşmadır bu.”

“Usta melekler isyanda, hiçbiri çalışmak istemiyor. Kıyametten sorumlu melek de aralarında. Yetiş Usta!”

“Allah belanızı versin hepinizin!”

***


“Allah’ım o olsun, bu olsun, şu olsun. O oraya gitsin, bu buraya gelsin, şu yerinde kalsın. İbadet bir yandan dua bir yandan ne zormuş. İkisi bir arada olsa keşke. Canım kahve çekti şimdi, üçü bir arada olsa ne güzel olur. Şimdi bizim kızlara desem kızarlar bana, baba içinde şeker var onun diye.”

“Babaaa yemek hazır, seni bekliyoruz. Nerede bu adam yine?”

“Ellerim duada, gözlerim rüyada, aklım havada, gözlerim yollarda. Ne çok şey isterim senden, bir tas çorba kaynasın, bir lokma huzur. Lokma, lokma. İzmir’de olmak vardı şimdi, lokmanın hasını yerdik.”

“Baba? Yine mi dua ediyorsun. Hepimiz sofrada seni bekliyoruz. Açlıktan öleceğiz resmen.”

“Allah’ım açlık ile ıslah etme bizi. Nerede kaldım unuttum bak. Menü çıkarıyordum. Çorba dedik, lokma arkasından, ters oldu. Tatlıyı önden yedik. Arada zeytinyağlı da olur, ana yemek de etli olsa.”

“Baba ne anlatıyorsun kedi kendine? Bu adam akıllanmayacak.”

“Aklımızı da koru.”

“Konuştukça coşuyor adam. Sustum.”

“Allah’ım suskunlardan eyleme bizi.”

“Önceden böyle değildi, ne oldu bu adama?”

“Öncemizi sonramızı, geçmişimizi geleceğimizi…”

“Ağzımı açıyorum dua, kapıyorum dua.”

“Rabbim dua kapını…”

“Bitmeyecek babamın duası anlaşıldı.”

“Hay babana, kafamı karıştırdı bu kız. Pardon Allahım, baştan alabilir miyim?”

“Anneeeee babam gelmiyor. Dua modunu açmış yine.”

***


“Derdiniz nedir sizin meleklerim? Neler oluyor burada? Delirdiniz mi?”

“Şimdi meleklerin mi olduk? Dedik kaç defa yaratma şu insanları. Hep beraber gül gibi geçinip gidiyorduk.”

“Bugün herkes ters tarafından kalkmış anlaşılan. Kardeşleriniz onlar sizin, konuşmayın öyle ileri geri. Kardeş kardeş takılın, yok kimseye zararları insancıkların. Ne yaptılar size?”

“Yorulduk Usta gerçekten, yetişemiyoruz. Eskiden tek vardiya çalışırdık, güzel günlerdi. İş biter, sosyal hayatımıza bakardık. Yanına gelirdik, iki çift laf ederdik. Geride kaldı hepsi Usta.”