Ara

Üç Duraklı Yolculuk - Hasan Öztürk


Edebiyat yazılarını çeyrek yüzyılı aşan bir zamandır aralıksız sürdüren Hasan Öztürk, yedinci kitabı Üç Duraklı Yolculuk ile okurlarının karşısına çıktı. Şimdiye dek altı kitabı yayımlanmış Hasan Öztürk, yönettiği ‘Mavi Yeşil’ dergisi yanında ‘Roman Kahramanları’ ve ‘Kitap-lık’ dergileri ile ‘K24’ ve ‘Aksi Sanat’ adlı edebiyat sitelerinde aralıklarla yazıyor.


Edebiyat, edebiyatın kurmaca metinleri, yazarın özgürlüğü, edebiyat ortamı, metin-okur ilişkisi, yaratıcı yazı, yazılan ve okunan kitap vb. konular, onun yazılarının öncelikli gündemi… Yeni okumalara yol alan okuma biçimleri de diyebiliriz ‘edebiyat’, ‘öykü’ ve ‘kitap’ başlıklı üç bölümde bir araya getirilmiş yazılar için.


Üç Duraklı Yolculuk, adını içindeki bölümlerden alan bir kitap. Kitabın adındaki yolculukla varılacak olan; yazarı, okuru, kitabı ve eleştirmeniyle edebiyat ortamı. Kitabın her durağı, daha açıkçası her bir yazısı, edebiyatı kendisine dert edinmiş okurların bir süre bekleyip kendisi gibi kaygısı edebiyat olan başkalarıyla buluşmasını sağlıyor. Yolculuk devam ettikçe duraklardan eklenen yerli ve yabancı isimlerin kafilesiyle edebiyatın yeni ortamlarında buluyoruz kendimizi.


İnsanın “daha iyi bir dünya” arayışında edebiyatın payı ne olabilir sorusuyla açılan ‘edebiyat’ durağı, ucu Platon’a uzanan bir ‘güzellik’ yolculuğu başlatıyor kitapta. Temel kaygı, yazı ve yazar elbette. Bu, Divan şairi için de Lessing için de böyle ve elbette kurmaca yazıyı öğreten yazılarıyla Calvino için de. Yazarın niyeti ile okurun niyeti örtüşmüyor çok zaman, bunda kişisel estetik beğeniler yanında toplumsal koşulların da payı var kuşkusuz. Sabahattin Ali’nin, yazdıkları nedeniyle yaşadıkları ve Cemil Meriç’in, romancı Tanpınar’ı hiç okumayışı, bu yönleriyle irdelenmeye değer.


Kitabın ‘öykü’ durağında Sait Faik, kaleminin ucunu açmış yazı atölyesinin önünde bekliyor okuru. Usta öykücünün hakkındaki üç ayrı yazıyı okuyunca yalnızca küçük insanların, balıkçıların yazarı değil de Sait Faik’in yazıyı ve dolayısıyla edebiyatı yaşamın vazgeçilmezi bildiğini öğreniyoruz. Kendisine yazılan bir mektuba bakıldığında romancı Oğuz Atay’ın, yalnızca bir öykünün dünyasına bir dünya sığdırdığını görmemek mümkün değil. Ustalık bu olsa gerek diyoruz mektubu okuyunca. Yolculuğun ikinci durağında Çehov, Camus ve Nahid Sırrı Örik, yazarın yaratıcılık özgürlüğü tartışıyorlar kendi öyküleriyle. Sadri Ertem ve Dostoyevski de aynı durakta okuru bekleyenlerden…


Kitap, her bir okur için ayrı bir değerdir kuşkusuz ancak sahici bir okur, Proust’un, “Özgün zekâ, okumayı kendi kişisel işleyişine bağlı kılmayı bilir.” uyarısını göz ardı etmemeli elbette. Son durak, okurun eline ulaşıncaya dek başka pek çoklarının ortak çabasıyla biçimlenen kitabın, ‘okunurken bir değer satılırken bir nesne’ olup olmadığının konuşulması gerektiğine vurgu yapıyor. Bir yanda kutsal kitapların dokunulmazlığı diğer yanda sermayenin elinde nesneleşen kitabın marketlerde çocuk bezi yanında satılışı… Kitabın durağında Gönül Bakay, edebiyat metinlerine yansımış delirtilen kadınları; George Orwell, yazının ve yazarın özgürlüğünü; John Sutherland, edebiyatın bellekleri alt üst eden serüvenini; Ursula K. Le Guin, yazı ve okur ilişkisini konuşarak edebiyatın, ‘yine okumalar’ yöntemiyle kazanacağı zenginlikleri tartışıyor.


Edebiyatın eleştirel metinlerinin bilindik nesnel dilinden ayrı anlatımıyla Üç Duraklı Yolculuk, yazarının yazdıkları ve durakların girişine eklenen yol gösterici ‘giriş’ yazılarıyla Oğuz Atay’ın sorup durduğu, edebiyatın “sevgili” okurunu bekliyor.








ÜÇ DURAKLI YOLCULUK

Hasan Öztürk

Önce Kitap Yayınları,

Şubat 2021

208 s.