• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Sonlarını Bilmediğimiz Çocuklar

Nagihan Kahraman, Valeria Luiselli'nin Orta Amerika ve Meksika'dan ABD'ye girmeye çalışan çocuklara "ABD'ye neden geldin?" sorusuyla başlayan, deneme türündeki kitabı Bana Sonunu Söyle üzerine yazdı.


Nagihan Kahraman

Valeria Luiselli, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Meksikalı genç bir yazar. Ben yazarı Kayıp Çocuk Arşivi kitabı ile tanıdım. ABD-Meksika sınırında yaşanan olaylara eğilen bu roman, göç eden çocuklara dair bir manzara sunuyor okuyuculara. Bu romanı ile Valeria Luiselli 2020 yılında Rathbones Falio, 2021 yılında da Uluslararası Dublin Edebiyat Ödülü'nü aldı. Bu kitap beni yazarın diğer kitaplarına, Kalabalıkta Yüzler ve Dişlerimin Hikâyesi'ne götürmüştü. Aradan geçen bu zamanda yeni kitap ne zaman gelir acaba diye beklerken, geçtiğimiz günlerde yazarın deneme kitabı Bana Sonunu Söyle, yine Seda Ersavcı çevirisi ile bizlere ulaştı.


Bana Sonunu Söyle, Kayıp Çocuk Arşivi ile paralel okuma yapmaya olanak sağlayan bir kitap. Çünkü benzer şekilde Orta Amerika ve Meksika'dan ABD'ye girmeye çalışan çocuklar ve onların yaşadığı acılara odaklanıyor. Bu kitap bir deneme olduğu için klasik olay akışı yok elbette ama kitabın kendi içinde baştan sona çocukların yaşadığı olaylara odaklanan bir akış mevcut. Kitapta yol göstericimiz, çocuklara yöneltilen 40 adet soru. Yazarın, çocuklara mahkemede gönüllü tercümanlık yaptığı zamanlarda İspanyolcadan İngilizceye çevirmek üzere sorması gereken bu sorular ışığında ilerliyor kitap. "ABD'ye neden geldin?" ile başlayıp "Anavatanında kiminle yaşıyordun?", "Hâlâ temas hâlinde misin?", "Kendi ülkende hiç çetelerle ya da suç dünyasıyla sorun yaşadın mı?" gibi sorularla devam eden ve sonunda da "Kendi ülkene döndüğün takdirde ne olacağını düşünüyorsun?", "Dönecek olsan sana kim göz kulak olurdu?"yla biten bir form. Luiselli bu soruların her birini tek tek inceliyor. Birkaç sorudan bile fark edileceği üzere aslında bir kısırdöngü söz konusu. Ülkelerine dönmelerinin yolunun fazlaca açık olduğu hemen göze çarpıyor.


Kitap temel olarak üç ana bölümden oluşuyor: "Sınır", "Mahkeme" ve "Ev". Bu bölümler aslında bu kayıt dışı göçmen çocukların geçtiği yolun özeti bir nevi. Çölü kazasız bir şekilde aşıp sınıra ulaşabilen çocuklar şanslı(!) çünkü sınırda bir memurla karşılaşıp bu sayede işlem başlatabilirler. Eğer bu aşamayı geçerlerse mahkemede kendilerine bahsettiğim bu kırk adet soru yöneltiliyor ve verdikleri cevaplar onları ülkede kalmaya ya da kendi ülkelerine geri gönderilmeye yaklaştırıyor. Çocukların yaşları değişmekle birlikte kendilerini ifade edemeyecek ve soruların soyutluğunu kavrayamayacak kadar küçük yaşta olan çocuklar da var aralarında. Meksika'dan geçerken çocukların başına tecavüz, kaçırılma, kaybolma ya da ölüm gibi hepsi birbirinden zor olaylar geliyor. Bu sebeple kendilerine soru sorulma kısmına ulaşabilmiş çocuklar tıpkı sanal bir oyunda level atlamış gibi oluyorlar. En azından kaçırılmış, kayıp ya da ölü değiller(!) Bunun farkında olarak bir sonraki aşamaya geçmek için mücadele ediyorlar. Geçemezler ve ülkelerine dönmek zorunda kalırlarsa başlarına nelerin geleceğini ne yazık ki hepimiz tahmin edebiliyoruz. Valeria Luiselli de bunu iyi bildiğinden bu zamana kadar en iyi yaptığı şeylerden birini yaparak, yazarak o çocukların sesi olmayı seçmiş. Bu sebeple de "Belki de haklarını teslim etmenin tek yolu -böyle bir şey mümkünse tabii- hep geri dönüp aklımızdan çıkmasınlar ve bizi sürekli utandırsınlar diye bu hikâyeleri tekrar tekrar dinlemek, kaydetmektir. Çünkü içinde bulunduğumuz dönemde yaşananların farkında olup da bu konuda hiçbir şey yapmamayı seçmek kabul edilebilir değil artık," (s.28) diyor kitapta.



Peki ABD'ye gelmeyi başaran çocuklara ne oluyor? Öncelikle çocuklar Sınır Devriye memurlarına teslim oluyor ve resmen tutuklanıyorlar. Mahkemeye çıkıp kendilerini savunmanın yolu bu çünkü. Tutuklandıktan sonra geçici bir barınağa yerleştirilen bu çocuklar eğer ABD'de akrabaları varsa onları aramaya koyuluyorlar. Bulurlarsa ve bir avukatları da varsa artık sınır dışı edilmemek üzere şanslarını deneyebiliyorlar. Bütün bu süreçte, eğer bu çocuklardan biri Meksikalıysa, ne barınak bulmalarına ne de aileleriyle iletişim kurmalarına izin veriliyor. Direkt sınır dışı edilmelerinin yolu açık. Ne kadar garip geliyor, değil mi? Daha en başından oyun dışı kalmak gibi. Oyun alanında birçok çocuk var ve sizin oraya girmeye hakkınız yok. Çünkü dünyanın en belalı yerlerinden birinde doğmuşsunuz. Elbette ki yaşananlar ne bir oyun ne de bu çocuklar oyun sırası bekliyor. Yine de bir "oyun" metaforu kullanmak istedim çünkü onların her biri "göçmen", "kayıt dışı" gibi sıfatlarından evvel öncelikle bir çocuk. Nitekim formun en kritik sorularından biri olan "Buraya neden geldin?"e bir çocuğun cevabı da bunu gösteriyor: "Çünkü varmak istedim."(s.79)


Bu deneme kitabında bahsedilen kişilerin isimleri değiştirilmiş olsa da anlatılan olayların hepsi gerçek. Bu sebeple yazarın da dediği gibi anlatmak, yazmak, böylece hikâyelerin unutulmasının önüne geçmek belki de yapılabilecek en iyi şeylerden biri. Kitabın ismi de yazarın, çocuklardan birinin hikâyesini duyan altı yaşındaki kızının sürekli "Sonunda ne oluyor?" diye sormasından hareketle doğmuş. Sonunu söyleyemediğimiz çünkü sonunda ne olduğunu bilmediğimiz hayatlar bu kitapta anlatılanlar. Sonunda o çocuklara ne olduğunu bilmiyoruz çünkü bu bir roman değil. Yine de kitabın sonunda küçük bir ışık görünüyor. Çok küçük. Onu büyütebilmek umuduyla...


BANA SONUNU SÖYLE

Valeria Luiselli

Siren Yayınları, 2021