Ara

Bir Çift İpek Çorap’ın Uyandırdığı Kadınlar

Uyanış'ın yazarı Kate Chopin'in kadınlar kendi içlerindeki ihtirası ve duygularını fark etmeleri açısından bir paydada birleşen öykülerinin yer aldığı Bir Çift İpek Çorap ve Başka Öyküler üzerine Nagihan Kahraman yazdı.

Nagihan Kahraman

Birbirinden kıymetli dokuz öykünün yer aldığı bu kitaptan bahsetmeden önce onun kült eseri Uyanış'tan söz edeceğim biraz. 19. yüzyılın önemli kadın yazarlarından Kate Chopin kadın özgürleşmesinin öncülerinden ve çoğumuz onu bu romanıyla tanıyoruz. Uyanış'ın Edna'sı bu alanda önemli bir karakter. Kadınlık ve anneliğin bir mesele olarak ele alındığı bu eser ne yazık ki döneminde sansüre uğratılanlardan. Evliliğinde mutsuz bir kadın olan Edna'nın sadece kendine ait, hayatında özgür olabileceği bir alan yaratma isteği ayıptı çünkü, bir kadına yakışmayacak denli aşağıydı. Bu isteği düşününce Virginia Woolf'un Kendine Ait Bir Oda adlı kitabında söyledikleri geliyor akla: "Bir kadın kurgu edebiyatı yazacaksa paraya ve kendine ait bir odaya sahip olmalıdır." (s.6) diyor kitabında Woolf.

Bazı yönlerden Madam Bovary'nin Emma'sıyla da mukayese edilmiştir Edna. Oysa bu iki kadının istekleri birbirinden farklıdır. Emma mutsuz evliliğinden kaçış yolu olarak başka bir erkeğe ihtiyaç duyuyorken Edna başka bir erkek peşinde değil. Birinin onu mutlu etmesini değil özgür olmayı, içinde bulunduğu ortamdan kaçıp yalnız kalmayı arzuluyor. Kate Chopin'in eserine "uyanış" ismini vermesi de sebepsiz değil. Bir kadının istediklerinin farkına varması ve ayılması anlatıldığından bu isim oldukça anlamlı. Edna uzun süren bir uykudan uyanmış gibi romanda. Sırf toplum öyle istiyor diye onların ahlak kurallarına uymak bir nevî uyku hâli çünkü.


Gelelim Bir Çift İpek Çorap ve Başka Öyküler'e. Bu öykülerin neredeyse tamamı Kanada'nın Acadia (bugünkü Nova Scotia) kırsalında ve Acadia halklarının göç ettiği Louisiana'da geçiyor. Buradaki kadınlar kendi içlerindeki ihtirası ve duygularını fark etmeleri açısından bir paydada birleşiyorlar. 1899 yılında Uyanış'ı yayımlayana kadar yazdığı bazı öykülerin yer aldığı kitap, adını da içindeki bir öyküden alıyor. Aynı zamanda bu öykülerdeki kadınlar Uyanış'ın Edna'sını yaratma sürecine katkısı olan kadınlar diyebiliriz.

Öykülerin içinde beni derinden etkileyenlerden biri "Bir Saatin Öyküsü" oldu. Kısacık bir öykü ama sonu "bam!" diye insanı vuruyor adeta. Bir evliliği, kadının gözünden dört sayfada gözler önüne seriyor. Aynı şekilde "Madam Célestin'in Boşanması" da öyle. Aslında bitmiş bir evliliğin kadın üzerindeki etkisi, boşanmak istemesi ama sonradan onu etkileyen şeyler dönemi için fazla gerçekçi şekilde gösterilmiş. Kate Chopin'in yaşadığı dönemi düşündüğümüzde feminist edebiyatın öncülerinden sayılmasına şaşırmamak gerek. Kitaba adını veren "Bir Çift İpek Çorap"ta da bir kadının kendine ait bir zamanda, sadece kendi istediği şeyleri yapmanın verdiği hazzı okuyoruz öykü boyunca. Bu haz, Bayan Sommers'ın ayağındaki pamuk çorabı çıkarıp yerine ipek bir çorabı giymesi ile anlatılmış öyküde. Çocuklarına ve ailesine ayırdığı tüm vaktinde çocukları doyurma, etrafı toplama ve alışverişe hazırlanırken yemek yemeyi bile unuttuğu günler akıp giderken bambaşka bir şey almak için bulunduğu bir tezgahın başında o, bir çift ipek çorap tarafından baştan çıkarılır. İpek çorabın yorgun ayaklarına temas ettiği anda bıraktığı o yumuşak dokunuşu, okurken biz bile hissedebiliyoruz. Bir kadının kocası, çocukları ya da herhangi birini düşünmeden dışarıda dolaşıp, kendisi için alışveriş yapıp, tek başına yemek yemesi bugün bile bir kadın özellikle bir "anne" için alışılagelmişin dışında ne yazık ki. Fakat kadının da "birey" olduğu ve sadece kendisi için bir şeyler yapmasını, kendisiyle vakit geçirmesini tetikleyen bir çift ipek çorap oluyor bazen tıpkı bu öyküdeki gibi. "Tüm gücünü tüketen bir bitkinlik bedenini sarmış ve Bayan Sommers elini amaçsızca tezgâhın üzerine dayamıştı. Eldiven takmamıştı. Elinin fazlasıyla teskin edici, dokunması fazlasıyla keyıfli bir şeyle karşılaştığının yavaş yavaş farkına vardı. Başını eğince elinin bir ipek çorap yığınının üzerinde durduğunu gördü." (s. 90-91) Chopin'in öykülerinde değindiği meselelerden biri de ırkçılık. Bu kitapta da yine meşhur öyküsü "Désirée'nin Bebeği" bu bağlamda çıkıyor karşımıza. Daha önce de söylediğim gibi yazarın çoğu öyküsü kısacık ve sonu vurucu bir şekilde bitirilerek okuyucuyu şaşırtması hedeflenmiş.

Yazarın eserlerinde kadının hem fiziksel hem ruhsal özgürleşmesini seçmesi, üzerinde durulması gereken bir başka konu. Kate Chopin, bir "Chopin" olmadan önce, çocukluğunda babasını kaybetmesinin ardından üç kadın tarafından yetiştirildi: annesi, büyükannesi ve büyük büyükannesi. Bu, onun hayatını şekillendiren önemli bir faktör. Güçlü kadın imgesi, onun hayatının bir gerçeği iken eserlerinde yer almaması düşünülemezdi sanırım. Oscar Chopin'le evlendikten sonra da kendisi gibi olmaktan ödün vermedi ve toplumun kadına dayattığı her türlü cinsiyetçi ve ahlaksal zorbalığı reddederek yaşadı. Ne var ki Kate Chopin ilk eserini eşi vefat ettikten ve altı çocuğuyla tek başına kaldıktan sonra kaleme almıştır. Bu onun için yeni bir başlangıç ve hayata tutunma biçimi olmuştur. Kate Chopin, hem kendi hayatı hem de yazdıklarında vücut bulan kadın karakterler ile kadınlara "uyanın!" demiştir. Bir çift ipek çorapla ya da başka bir şeyle...

BİR ÇİFT İPEK ÇORAP VE BAŞKA ÖYKÜLER

Kate Chopin

Çevirmen: Ergin Özler

Can Yayınları, 2021

96 s.