• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

İlişkilerdeki tıkanıklıkların topoğrafyası

Ümit Aykut Aktaş, Eda İşler'in ikinci öykü kitabı Görünür Bir Yerde üzerine yazdı: "Yazar, pek çok öyküsünde evliliği top ateşine tutuyor, özellikle de eril tahakkümü. İlişkilerdeki tıkanıklıkların topoğrafyasını, okura bıraktığı boşluklarda aramamıza olanak tanıyor."

Ümit Aykut Aktaş


Görünür Bir Yerde yazarın ikinci öykü kitabı. Yazarın ilk öyküsünü iki yıl önce Kitap-lık dergisinde okumuştum. Görünür Bir Yerde bir yıl sonra öykü kitabı olarak karşıma çıktı. Kitap on öyküden oluşuyor. Bir Boşlukta Doğar Gibi, Yedi Mehmet’in Yeleği, Günah Defteri, Görünür Bir Yerde, Bir Arzuyla Ürkek Ürkek, Yas koltuğu, Bir İp Mesafesi, Aşınma Saatleri, Süreyya Boşluğu ve Eski Günler Geride Kalmadı. Görünür Bir Yerde’nin kapak tasarımına bir şapka çıkarmamız gerekiyor sanırım, renk uyumu ve kitabın ruhuna uygunluğu ile takdiri fazlasıyla hak ediyor.



İlk öykünün içine girmem biraz zaman aldı, tercih şansım olsa Bir Boşlukta Doğar Gibi adlı öyküyü ilk öykü olarak seçmezdim sanırım. Bir Boşlukta Doğar Gibi, daha çok "Bir yeri fazlasıyla tamken bir başka yeri hep eksik bu kızın." ifadesiyle, bulunan kopmuş ayak metaforuna yaslanarak yol alan, sıkıntılı bir baba profilinin odakta olduğu bir iletişimsizlik öyküsü. Kurgusunu ve dilini daha başarılı bulduğum pek çok öykü var kitapta. Özellikle de üzerine özenle çalışılmış betimlemeleriyle, ince ayrıntılarına ciddi zaman ayrılmış olduğunu düşündüğüm: Görünür Bir Yerde, Bir Arzuyla Ürkek Ürkek, Bir İp Mesafesi (Aklım Schweblin’in Kurtarma Mesafesi’ne gitmedi değil hani), Eski Günler Geride Kalmadı ve şaman kültürüne dönük atıflar içeren Yedi Mehmet’in Yeleği adlı öyküleri.


Yazar, pek çok öyküsünde evliliği top ateşine tutuyor, özellikle de eril tahakkümü. İlişkilerdeki tıkanıklıkların topoğrafyasını, okura bıraktığı boşluklarda aramamıza olanak tanıyor. Ayrıntılarının bir eli kitapta diğeri gerçek hayatta. Karanlık köşe taşlarımızda, aşılamayan iletişim yaralarında, doğal engebelerimizde gezinmeyi seviyor yazarımız. Baudlaire’e göre eleştiri, bir bilim değildir, sanat eseriyle yapılan bir iş birliğidir. Bu işbirliği çerçevesinde kitabın öykü evrenine biraz olsun ışık tutabilmek için bazı cümlelerinin altını çizdim:

“Cepte para olmayınca her şey hayal etmez hiçbir şeyden de mahrum olmazdım.”

Cümlesine paralel olarak çoğu satır arasında sefalet ve yoksul evler hakkını vererek anlatılmış.

“Hiçbir şey daha kötü veya daha iyi gitmedi. Aynı da kalmadı.”

“Bunda yadırgayacak ne var? İnsanlar gerçeğin ne kadar korkunç olduğunu fark ettiklerinde onu değiştirmek, yalanlayıp süslemek için masallar icat etti.”

“Birine beklemesi için iyi bir neden verir, bekleyişinin boşa girmeyeceğine dair sağlam bir vaatte bulunursanız, o kişiyi sonsuza dek oyalayabilirsiniz.”

“O zamandan bu yana çift kişilik bir yalnızlık çatısının altında mutsuz olmakla meşgulüz.”

“Memelerim özgür kalınca mutluluğa benzeyen bir uyuşma olur kasıklarımda.”

“Sessizlik, sona yaklaştıkça huzur vaat eden bir yol gibi aralarında uzanıyordu.”

“Yıllar geçtikçe insan yaşamayı üstünden atar derler.”


Genellikle gün doğumuyla başlayan öykülerin satır aralarında, hissedilen kırılma ânlarını, yaşanan hayal kırıklıklarını, cevaplarını hep uzaklarda arayan yüzleri, mecburi mesailerde ufalanan saatleri, güçlükle dönen yelkovanları, zamanın herkes için aynı hızda akmadığı ve belleğin güvenilmezliği baş rollerde. “Gerekli kontrolleri sağlıyorum,” gibi formülasyon cümlelerle yanıt veren çağrı merkezi çalışanları, öykü kişilerinin onarılmaya çalışılan çocukluk travmaları, yorgun suskunluklar, önlerini tıkadığımızı sandığımız muhtemel dargınlıklar, kat ettiğimiz güzergâhtaki diğer önemli duraklar. Öyküleri anlatırken seçtiği yolda duyguları ve duyuları harekete geçirmeyi başarıyor yazar. Görünür Bir Yerde’nin finali benim gibi sürpriz son hastalığına tutulmuş okuru memnun etmese de (öykünün sonuç bölümü, yardımcı erkek oyuncu Barış için de hayal kırıklığı) hissedilenlerin, bekleyişin tertemiz aktarıldığı bir öykü.


Yazar yakın zamanda Aynur Kulak’la yaptığı söyleşide ilk öykü kitabıyla son öykü kitabını karşılaştırdığı bölümle ilgili gayet akılda kalıcı bir tespitte bulunmuş: “Kaza Süsü, üsluptan ziyade biçime kafa yorduğum bir ilk kitap. Güzel öyküler yazıyor ama onları neden anlattığımı bilmiyordum. Anlatıcının işinin sadece gördüğünü biçimlendirmekle bitmediğini ikinci kitapla öğrendim. Okuyucunun kitap bittiğinde yarattığım atmosferi duyularıyla hatırlamasını istiyorum. Çünkü ben de okuduklarımı böyle hatırlıyorum.”


Eda İşler, fevkalade betimlemeleriyle duyularımızla anımsanacak bir öykü kitabına imza atmış. Belki sorularını minör bir alanda sınırlı tutmuyor ama kendi başınalığı, yitirilmişliği, kaybolan özgürlükleri, kaybettiklerimizi, tutulan yasları; nara atmayan, birbirlerini suçlamayan, sessiz sessiz kaybedenlerin tam da içinden anlatıyor. Okurlar çoğunca yazarın hayatıyla yazdıkları arasındaki geçişleri sorgular ama bu beyhude bir çabadır, yazar ne yapar eder otobiyografik izlerin üstünü başarıyla örtüp delilleri karartır çünkü.


Eda işler, aynı zamanda İngilizce öğretmenliği ve çevirmenlik de yapıyor, haliyle sözcüklerle ilişkisi farklı alanlara yayılmış durumda. Öykü karakterlerinin yaşadıkları anlık çatışmaları ve ayrıksı yönlerini vurgulayarak veriyor yazarımız. Ölürken de kaybederken de kalabalıkların bir kenarında derinden derine büyüyen öfkesini, sükûnetini koruyan, boşluk duygusundan bir türlü kurtulamayan ya da onun yerine ne koyacağını bilemeyen öykü karakterlerinin yarattıkları nezaket dolu mesafelerin öyküleri var bu kitapta. Ve bu öyküler; boş masaları, bazen taşa dönüşen ekmekleri, kırıntıları, artıkları, incele incele neredeyse kaybolmuş zamanıyla uzun süre daha zihnimizde gezinmeye devam edecek.


GÖRÜNÜR BİR YERDE

Eda İşler

Everest Yayınları, 2021

Tür: Öykü

112 s.