• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Haldun Taner’in Devekuşları

Hasan Öztürk

Edebiyatımızın Keşanlı Ali Destanı yazarı Haldun Taner (16 Mart 1915-11 Mayıs 1986), kendisinin “az ya da çok yakından tanımış” olduğu sanatçı dostlarından söz ederken “ölürse ten ölür canlar ölesi değil” dediği kişilerden biridir şimdilerde. Adına ‘usta’ sözcüğü iyice yakışan Haldun Taner, kategorize edil(e)memiş bir yazardır edebiyat ortamında ve iyi ki de öyledir. Bu gerekçeyle ara sıra göz ardı edilmiş olsa bile… Vedat Günyol’un, 1953’teki konuşmasının “Bir defa, Taner bir dava adamı değil. Onun için konularını belli bir amaç için seçmiyor” (Dile Gelseler, 1966) cümleleri, benim anlatmak istediğimi özetliyor. Adından söz edildiğinde ‘öykücü’ ve ‘tiyatrocu’ sözcüklerinden birinin kendisi için önceliğinde güçlük çekilen yazar, usta bir ‘fıkra yazarı’ olarak da bilinmelidir aynı zamanda. Bilindik fıkracılara taş çıkartacak ironik diliyle ‘gülme’ ve ‘düşündürme’ birlikteliğini yöntem bilmiş ustanın yazdıklarıdır, otuz beş yıl yani ‘yolun yarısı’ sayılabilecek bir zaman sonra yaşadıklarımız.


1953’te, kitap olarak yayımlandığı yıl, tam da prova aşamasındayken “zülfüyâra dokunur” gerekçesiyle İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan çekilen Günün Adamı, yasaklanmasıyla o günlerde başlattığı tartışmalar bir yana bugün de bilinmesi gereken bir oyundur. Çevresindeki edebiyatçıların bir biçimde eklendiği politik ortamın değer bilmezliğine tanık olan Haldun Taner, başarılı ekonomi hocasının iyi niyetlerle politika çemberine alınıp bir süre sonra türlü oyunlarla suyu sıkılmış limon gibi nasıl da itibarsızlaştırıldığını anlatır andığım oyununda. Onun politik yaşam gözlemciliğine “Yaşasın Demokrasi” (Kızıl Saçlı Amazon) öyküsünü eklememek olmaz. Öykü, demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları -içerik yoksulu- siyasal partilerin, yalnızca propaganda şaklabanlığıyla seçim kazanma çabalarına demokrasi deyişlerinin komikliğini anlatmaya ironinin gücü yetmez olduğunu gösterir. Bu neden böyledir diye merak edenler, “Sonsuza Kalmak” (Yalıda Sabah) öyküsünü okuduklarında bu toprakların, kültür inşası yerine inşaat kültürüne yatkınlığını gördüklerinde işin özünü kavramış olurlar.



Yer ve değer sorunu


Edebiyatımızda ‘değeri anlaşılamamış’ sanatçılarla ilgili sitemlerin ardı gelmez, bunu biliyorum ancak ben de küçük bir katkı sağlamak için Haldun Taner adını eklemek isterim ilgili tartışmanın ‘öykü’ listesine. Tek delilim, yalnızca özel sayılı bir dergidir.


“Türk Dili” dergisinin Temmuz 1975 tarihli 286. sayısı, “Türk Öykücülüğü Özel Sayısı” idi, bilenler bilir. Selim İleri’nin “Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri” yazısının ardından, dergide ‘öykücü’ olduğu için hakkında yazı yazdırılanlar: Hüseyin Rahmi, Memduh Şevket Esendal, Ömer Seyfettin, Halit Ziya, Refik Halit, Reşat Nuri, Sabahattin Ali, Sait Faik ve Orhan Kemal. Derginin, “Türk yazınında en beğendiğiniz öykücü kimdir? Niçin?” sorusuna mektupla cevap istediği kişiler: Nahit Ulvi Akgün, Ataol Behramoğlu, Hikmet Dizdaroğlu, Baha Dürder, Ayhan Hünalp, Mehmet Karabulut, Berin Taşan ve Muzaffer Uyguner. “Öykü nedir? Öykü anlayışınızı anlatır mısınız?” sorusuna cevabı alınanlar: Dursun Akçam, Talip Apaydın, Burhan Arpad, M. Başaran, Fakir Baykurt, Kemal Bilbaşar, Demirtaş Ceyhun, Meral Çelen, Gülten Dayıoğlu, Nahit Eruz, Füruzan, Muzaffer Hacıhasanoğlu, Afet Ilgaz, Selim İleri, Ümit Kaftancıoğlu, Ceyhun Atuf Kansu, Feyyaz Kayacan, Samim Kocagöz, Muhtar Körükçü, Şükran Kurdakul, Demir Özlü, Adnan Özyalçıner, Zeyyat Selimoğlu, Mehmet Seyda, Şahap Sıtkı, Naim Tirali, Necati Tosuner, Saadet Timur Ulçugür, Tomris Uyar, Nevzat Üstün ve Bekir Yıldız. Derginin, “Öyküler” başlığında dergiye öyküsü alınanlar: Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım, Hüseyin Rahmi (iki öykü), Memduh Şevket Esendal (üç öykü), Abdülhak Şinasi Hisar, Ömer Seyfettin (üç öykü), Halikarnas Balıkçısı, Halit Ziya Uşaklıgil (iki öykü), Refik Halit Karay (iki öykü), Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Bekir Sıtkı Kunt, Sabahattin Ali (iki öykü), Sait Faik (üç öykü) İlhan Tarus, Kenan Hulusi Koray, Ziya Osman Saba, Kemal Tahir, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Kemal (iki öykü), Orhan Veli ve Umran Nazif Yiğiter.


Edebiyat ortamında ‘nitelik’ peşinde koşan “sevgili okur”! Kişisel çabalarınla sen de öğrenebilirsin merek ettiklerini ya ben söyleyeyim. Dergi yayımlandığında altmış yaşında olan ve biri seçki, yedi öykü kitabı yayımlanmış Haldun Taner adı, dört ayrı kategorisinden hiçbirine alınmayan o derginin Selim İleri yazısında şöyle bir anılır, o kadar. Öykü kitaplarının adları, Sami N. Özerdim’in “Türk Öykü Kitapları Zamandizini” çalışmasında yerli yerinde verilmiştir. Bugünlerde mumla aranan “sevgili okur” eğer öykü özel sayılı derginin yayım yetki sahiplerini merak edersen sözünü ettiğim derginin künyesinde yayın kadrosundan hiç kimsenin adının verilmediğini bilmelisin. İlgili kişiler âlemin malumudur ya, küçük bir ayrıntı sayılırsa belirteyim: Beğendikleri öykücüleri, gerekçesiyle bildirmesi istenenlerden Berin Taşan, görünce “bir an duraksadım” dediği mektubu Ömer Asım Aksoy’dan almıştır.


Bugünün edebiyat okuru, 1975’te yayımlanmış bir derginin ‘öykü’ eksenli dört ayrı kategorisinde adlarını gördüğü bazıları için ‘Haldun Taner yok da bu kişi niçin var’ diye sorar mı bilemem. Nahit Sırrı Örik, Samet Ağaoğlu, Necati Cumalı, Oktay Akbal, Tarık Buğra, Tahsin Yücel, Aziz Nesin, Kamuran Şipal, Nezihe Meriç yok, On İkiye Bir Var kitabıyla 1955’te Sait Faik Hikâye Armağanı -Sabahattin Kudret Aksal ile- kazanmış Haldun Taner de yok ilgili yerlerde. Andığım derginin yayın çizgisini belirleyenler ile yazarlarının şimdilerde sağ olanları, bugünün kültür sanat ortamına baktıklarında en uygun deyişle hiç de ‘demokrat’ bulmazlar ortamı ve eleştirirler ortama çerçeve çizenleri. Zamanında dergiyi hazırlayanlar, bir yerlerde ‘öykücülüğümüz’ hakkında söz söyleyecek olsalardı da kendilerinden sonra yayımlanan Hikâye Tahlilleri (Mehmet Kaplan,1979), Hikâyeciliğimizin 100. Yılında Yüz Örnek (S. K. Tural - Z. Kerman - M. K. Özgül, 1987) vb. kitaplara Haldun Taner öyküsü alınmamış olsaydı belki de ‘tarafgirlik’ suçlaması az gelirdi onlara kendi geniş açılı demokrat bakışlarını anlatmak için.