• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Yıldızların parıltılı hayatları ve görünenin ardındakiler

Özge Han, Taylor Jenkins Reid'in son romanı Malibu’da Son Parti üzerine yazdı: "Uzun yıllar Hollywood’da çalışan, çok iyi bildiği bu dünyayı romanlarında oldukça başarılı biçimde yansıtan Reid, yine okurlarını bu dünyanın merkezine götürmeyi başarıyor."


Özge Han


Evelyn Hugo’nun Yedi Kocası, Daisy Jones ve The Six ve Yasak Aşkın Kanıtı adlı romanlarıyla Türkiye’de de büyük bir hayran kitlesi tarafından takip edilen Taylor Jenkins Reid hayranlarına müjde: Yazarın geçtiğimiz yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde okur karşısına çıkan son romanı Malibu’da Son Parti raflarda yerini aldı.


Şatafatlı dünyalar, yalan aşklar

Romanlarında parıltılı Hollywood dünyasını, o dünyanın içinde yaşayan birbirinden güzel kadınlar ile birbirinden yakışıklı erkeklerin çoğunlukla aşk acılarıyla ve hayal kırıklıklarıyla dolu ama yine de rengârenk hayatlarını odağına alan Reid, Malibu’da Son Parti'de yine oldukça parlak, şatafatlı, eğlenceli ve aşk dolu bir hikâye anlatıyor.



1970'lerde bir rock grubunun üyeleri arasındaki sürtüşmeleri ve aşkları anlatan Daisy Jones ve The Six'in devamı niteliğinde olan hikâye, 1983 yılında geçiyor.


Dünyada herkes, şarkılarıyla ve yakışıklılığıyla yıllarca dünyayı kasıp kavurmuş pop yıldızı Mick Riva'nın dört çocuğunu tanır: Nina, Jay, Hud ve Kit.


Güzellikleri ve yakışıklılıklarıyla, tarzlarıyla, servetleriyle ve elbette şöhretleriyle her ne yapsalar dünyayı tıpkı bir zamanlar babalarının yaptığı gibi peşlerinden sürükleyen kardeşlerin içinde en ünlü ve popüler olanı, en büyük kardeş olan Nina’dır.

Yıllar önce, okyanusta sörf yaptığı sırada bir dergi editörü tarafından keşfedilen ve sayfalarını kapladığı takvimle tüm dünyada fenomene dönüşen yirmi beş yaşındaki Nina, güzelliğinin yanı sıra bugünlerde kocasının kendisini aldatarak terk etmesiyle de gündemdedir.


Jay, genç yaşına rağmen son yılların dünya çapında en iyi sörfçülerinden biri olarak gösterilmektedir. Hud, Jay’in sörf tahtasında fotoğraflarını çekerek fotoğraf dünyasında hatrı sayılır bir şöhret edinmiştir. En küçük kardeş Kit ise henüz hayattaki tutkusunu bulamamış olsa da farklı güzelliği ve zaten yeterince ünlü olan kardeşleri sayesinde gözleri her daim üzerinde toplamayı başarır.


Başta Nina olmak üzere bu dört kardeşin en çok konuşulduğu zaman ise, Nina’nın Malibu’da okyanusa sıfır süper lüks villasında yer yıl düzenlediği ve Hollywood yıldızlarının akın ettiği, her yıl büyük sansasyonların yaşandığı dev partidir. Malibu’da Son Parti, bu partinin gerçekleşeceği 27 Ağustos 1983, Cumartesi gününde yaşananları anlatıyor.


Büyük yangından önce

Reid, kitabın başında Malibu’nun meşhur yangınlarını anlatıyor ve romanın sonunda, Nina’nın düzenlediği partide büyük bir yangın çıkacağını, bu yangının Malibu’nun her yerini kaplayacağını henüz ilk sayfadan duyuruyor.


Sonrasında iki bölüme ayrılan hikâyenin ilk bölümü, parti günü 07:00 – 19:00 arasında yaşananları odağına alıyor.


Bu bölümde daha çok bu dört kardeşin hikâyesini öğreniyoruz. Sadece bugünlerini değil, zamanda geriye sıçrayan bölümler sayesinde yer yer 1956 yılına dönüyor ve anneleriyle babalarının tanışmalarından başlayarak büyük dramlarla ve acılarla dolu aile öykülerine de tanık oluyoruz. Anneleriyle babalarının büyük aşkı, babalarının bir anda dünyaca ünlü bir isme dönüşmesi, kısa sürede o şöhrete kapılıp karısını ve ailesini terk etmesi, hayatı boyunca her biri hüsranla sonuçlanan altı evlilik yapması, bu sırada anneleri June’un hayatının giderek daha yalnız, depresif ve umutsuz bir hale dönüşmesi ve tüm bunlara şahit olan dört kardeşin birbirlerine çok daha sıkı tutunarak büyümesi, bu bölümde Reid’in akıcı anlatımıyla aktarılıyor.


Bir yandan da Nina’nın ve kardeşlerinin bugün sadece Malibu halkının değil tüm dünyanın hayranlığını toplayan renkli hayatlarını, sırlarını, çekişmelerini, hedeflerini ve heyecanlarını yine bu bölümde, bazen masmavi bir okyanus manzarasına karşı çalan yüksek sesli bir müzik eşliğinde bazense gizli yaşanan bir ilişkinin en heyecanlı sahnesinde öğreniyoruz. Karakterler arasındaki çekişmeler, entrikalar ve gizli intikam planları, birinci bölümde gerilimi alttan alta hep diri tutuyor.


Saat 19:00 ile 07:00 arasında yaşananları aktaran ikinci kısımda ise artık her birini çok iyi tanıdığımız karakterlerle birlikte, tam bir yıldır herkesin beklediği, büyük bir yangınla noktalanacağını bildiğimiz ancak ne kadar trajik olacağını asla kestiremediğimiz o partiye katılıyoruz. Birinci bölüm boyunca hissettiğimiz gerilim, artık bu bölümde kendini iyice gösteriyor. Çok daha akıcı ve hızlı ilerleyen bu bölümde hesaplar görülüyor, insanlar yüzleşiyor, intikam kılıçları çekiliyor. Ve bizler her an heyecanla bekliyoruz: Yangını acaba kim çıkaracak?


Uzun yıllar Hollywood’da çalışan, çok iyi bildiği bu dünyayı romanlarında oldukça başarılı biçimde yansıtan Taylor Jenkins Reid, yine okurlarını bu dünyanın merkezine götürmeyi başarırken, sonunda ne olacağını başında söylediği bu romanda yine de bir şekilde merak ögesini çok canlı tutmayı başarıyor. Bu da onun hikâye anlatımındaki ustalığını okurlarına bir kez daha gösteriyor.


Öte yandan pandemi hayatımıza girdiğinden bu yana insanlar gerçekten kolay bir kaçış, eğlenceli ve kendilerini içinde hissedebilecekleri gerçekçilikte kurgusal dünyalar istiyorlar ve Taylor bunu okura vermek konusunda usta. O bir yandan aileden, kardeşler arasındaki o tuhaf bağlardan, sorumluluklardan, evlilikten, kendini bulmaktan, çocukken açılan yaraların ömür boyu insanın yakasına yapışmasından bahsediyor, bir yandan da rüya gibi yaşamların kapılarını aralıyor.


MALİBU’DA SON PARTİ

Taylor Jenkins Reid

Yabancı Yayınları, 2022

Çeviri: Elif Nihan Akbaş

384 s.