• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Kadın gibi polisiye yazmak


"Bugün milyonlarca kız çocuğu ve kadın, kara kurgudan çok daha kara hayatlarda ayakta kalmaya çalışıyorlar. Ve o kadınlar edebiyatta ve hayatta harcanabilir bir vahşet nesnesi değil, hayatını eline alan ana kahraman olmak için tutuşuyor." Elçin Poyrazlar edebiyatın belki de en eril bölgesi olan suçun, adaletsizliğin ve polisiyenin topraklarında "kadın kahraman olmak" ve "kadın yazar olmak" üzerine bir çıkış noktası arıyor.


Elçin Poyrazlar

Adamın biri bana ‘Evlisin, çocukların var, çok para kazanmıyorsan ne gerek var yazarlığa?’ diyeli beri, kalemimden birkaç polisiye roman, yüzlerce haber ve makale çıktı. Beni koyduğu ‘münasip kadın’ konumunu derdest ederek onun gibi düşünenlere, illa ki yazarak nanik yapma zevkini bana tattırdığı için memnunum.

Agatha Christie

Bir içki masasında kendisine sormadığım halde romanlarıma beş üzerinden üç puan vereceğini söyleyen ve kadınların polisiye metinlerde biraz zayıf kaldığını ima eden hüsranı yoğun, hürmete aç bir erkek yazarın bende yarattığı öfkeyle karışık acıma hissini de anımsıyorum.


‘Kadınlık ve romancılık! Peh! Peh!’ denmiyor artık açıkça.


Kimse o kadar siyaseten yanlış cümleler kuramıyor bugün. Ama o bıyık altından gülüş, ‘bunun daha kırk fırın ekmek yemesi lazım’ homurdanmaları, ödüller için erkekler kabilesinde dirsek temasları, yazar kadınlara hangi erkeğin sevgilisi ya da karısı oluşuna göre değer biçen, ağır edebiyat ağabeyleri tükenmedi henüz.

Bir de üstüne ‘ulvi edebiyat kurum’cularının burun kıvırdığı, popüler romana sokulan, yeterince edebi sayılmayan, polisiye gibi tür romanları yazıyorsanız, vay sizin kadın halinize!

Öyledir. Yazar ifadesi pek çok kişi için önce erkektir. Eğer bir eser kadınların kaleminden çıkıyorsa başına kadın, lezbiyen, feminist, anne, hatta istenirse cadı tanımlamaları da koyulur.

Suç edebiyatının geleneksel olarak erkek yazar-kahraman ağırlıklı dünyasında bir kadın olarak yer almanız için kaleminizin ucunun birkaç kat daha keskin olması gerekiyor ki önünüze itinayla yerleştirilen sert ve yüksek dikenli yolu açabilesiniz.

Patricia Highsmith

Polisiyenin dehalarından saydığım Amerikalı yazar Patricia Highsmith bir keresinde ‘Ben kadın değilim’ ifadesini kullanmış. Bunu bir yazar olarak mı, yoksa çalkantısı bol, ahlaki yapıyı rahatsız eden özel hayatında kendini konumlandırmak için mi söyledi hala emin değilim.


Ama ‘Tuzun Bedeli’ ya da yeni adıyla ‘Carol’ı, 50’li yıllarda lezbiyen bir çiftin, sosyal normları kurcalayan, birbirine haz ve aşk veren iki kadının arasındaki tehlikeye teşne, tekinsiz ilişkiyi anlattığı romanını, ‘lezbiyen yazar’ yaftasına katlanmamak için takma isimle yazmıştı.

Öyledir. Yazar ifadesi pek çok kişi için önce erkektir. Eğer bir eser kadınların kaleminden çıkıyorsa başına kadın, lezbiyen, feminist, anne, hatta istenirse cadı tanımlamaları da koyulur.


Erkek ile kadının her anlamda eşitliği