top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook

Bir Çocuk Kitabının Yazım Hikayesi 1 / Tülin Kozikoğlu: "Çocuk kitabının olmazsa olmazı, umut"

"Unutmayalım, 'içimizdeki çocuk' hep mutlu, hep huzurlu, hep olumlu duygularla dolu değil!"

Seda Aksoy Evren, Litera Edebiyat için hazırladığı, çocuk edebiyatının sevilen yazarları ile bir kitabın yazım hikayesi söyleşisi serisine, Tülin Kozikoğlu ile başlıyor.



Bir eserin oluşum süreci her zaman ilgimi çekmiştir. Bazen çok severek okuduğum bir kitabı bitirdiğimde, veya bir sergiyi gezdiğimde, yaratıcısı burada olsa da onunla saatlerce sohbet etsem, tüm detayları dinlesem diye çok istediğim olmuştur. Bu isteğin benim gibi pek çok heyecanlı kişinin hayalini süslediğini biliyorum. Bu yüzden içinde olmaktan keyif aldığım çocuk edebiyatındaki bazı yazarlara ve çizerlere 3 soruluk bir seri yapmaya karar verdim.


İşte karşınızda Tülin Kozikoğlu’nun yazdığı, Gökçe İrten’in resimlediği En Yakın Arkadaşım kitabının hikayesi.

RedHouse Kids tarafından yayınlanan bu kitap kendini sevmek ve arkadaşlık üzerine sıcacık bir öykü. Sevgili Tülin Kozikoğlu’na içten cevapları için teşekkür ederim.


Okuma yolculuğunuzu başlatan "o ilk özel çocuk kitabı" neydi? Bu büyülü yolculuğun başladığı yeri veya onu okuma anınız ile ilgili hatırladığınız bir detayı paylaşabilir misiniz?

Pippi Uzunçorap… Şekerlerin havalandırma borusu gibi kocaman, dev borularla Pippi’nin okuluna patır patır döküldüğü bölüm beni okur yaptı.


Son kitabınız En Yakın Arkadaşım'ın yazım hikayesini merak ediyoruz. Bu kitabın tohumları ilk ne zaman atıldı?

Bu kitabın illustratörü Gökçe İrten’in teyzesi Ayşin’i anlatıyor bu kitap. Gökçe’den önce Ayşin’i tanıdım. Gökçe’yle de o vesileyle tanıştık. Ayşin’i üç yıl önce kaybettik. Gökçe’ye teyzesinin vefatında yazdığım taziye mesajını kitaplaştırdık. Ayşin çok özel biriydi. Farklıydı. Özgür ruhluydu. Kendisi olmaktan çekinmeyen, kendisini gururla taşıyan biriydi. Çocuklara, hepimize rol model olacak bir neşesi, hayattan zevk alma becerisi, bitmeyen bir umudu vardı. Bizde kalmamalıydı. Ben yazdım, Gökçe çizdi… Ayşin’in “unutulmamak” dileği yerine geldi.


İçindeki çocuğu korumak ve beslemek isteyenlere ne tavsiye edersiniz? Hayat enerjisini sizin gibi canlı tutmanın formülü nedir?

Çocuk kitabı okumalarını öneririm. Çünkü çocuk kitabının olmazsa olmazı “umut”. Üstelik “kişisel gelişim” veya “spiritüel lider” seanslarındaki gibi veya bir takım ne idüğü belirsiz insanın çok önemli bir şeyler söylüyormuşçasına anlamsız cümleleri şekerli bir ses tonuyla yan yana dizdiği Instagram “bilirkişi” hesaplarındaki gibi temelsiz, bilime dayanmayan, soyut alemlerde gezen, afaki cümlelerle bezenmiş bir umut değil. Psikoloji bilimine sırtını yaslamış, sağlam temellere oturan, gerçekçi, insanı bir yandan sarsarken bir yandan iyileştiren, klinik psikoloji diplomasını kapı gibi eline almış bir “terapist” seansındaki gibi sağlam bir umut. Çünkü ancak böyle bir yaklaşımla beslenen zihin ve gönül kalıcı bir hayat enerjisiyle dolar. Gerisi gelir geçer, kalmaz, sürdürülebilir etki yaratmaz. Ve unutmayalım, “içimizdeki çocuk” hep mutlu, hep huzurlu, hep olumlu duygularla dolu değil! İçimizdeki mutsuz, huzursuz, olumsuz çocukla da yüzleşmeden “hayat enerjisi” falan beklememeliyiz. Çocuk kitapları tam da böyle bir umutla sizi önce sarsıp sonra sapasağlam ayağa kaldırıyor. Dolayısıyla tekrar ediyorum: Hayat enerjisini canlı tutmak isteyen herkese çocuk kitabı okumasını öneririm.

Yorumlar


bottom of page