Ara

Notabene Yayınları’ndan İki Yeni Öykü Kitabı

Notabene Yayınları yazarların ilk kitaplarına yer vermeye devam ediyor. Nisanda iki yeni öykü kitabı okurla buluştu. Defne Sarıöz’den “İyi, Kötü ve Arkadaşları” ve Çilem Dilber’den “Kuyruklu Yalan”


İyi, Kötü ve Arkadaşları

Defne Sarıöz, gerçeğin sınırlarını zorlayan, değiştiren, dönüştüren temalarla uğraşan bir yazar. Ölüm gibi, akıl gibi, zaman, mekân algısı, sonsuzluk kavramı gibi varoluşa dair sorulara, gerçeküstü bir kurguyla değil, bizzat gerçeğin sınırlarını eğip bükerek, kanırtarak cevaplar arıyor. Bulanık görüntüler ve hız sarmalının ortasında kaybolmuş okura, apaçık ve sivri diliyle yeni sorular soruyor.


"Söylenmemiş, denenmemiş bir şey yapmalıydı. İhtimallerin sonsuzluğu ise elini kolunu bağlıyordu. Her şeyi yapmaya ömrünün yetmeyeceğini bildiğinden, H. de, cenaze alayı gibi hiçbir şey yapmamayı seçmişti. Yine de onlar kadar boş vermiş olamadığından, suçluluk duygusu içini kemiriyordu; yalnızca Mirza’nın geçtiği hayatta kaldığı için değil, aklına gelen tüm imkânları seferber edip ömrünü onu geri getirme yolunda harcamadığı için de. Oysa bildiği bir şey varsa, bunun için uğraşmak gerektiğiydi. Ter dökmeli, duvarları kazıyarak, ahşabı döverek, gerekirse çatılardan çatılara atlayarak gece gündüz çalışmalıydı. Zamanı başa sarmak, ciddi bir işti."


Bilinen dünyanın ardında ne var, insanın ardında ne var, duvarın, aklın ardında, denizin ardında ne var? İnsanı nerede aramalı? Kendinden başka kaçacak yeri, kendinden başka düşmanı, kendinden başka tanığı yokken insanın, nereye kaçmalı? İyi, Kötü ve Arkadaşları… Kimler?


Uzun zaman hatırınızda kalacak öyküler…


Kuyruklu Yalan


Her insanın bir kuyruğu olduğu rivayet edilir, görünmese de sezilir, sezilmese de sanılırmış. Bu kuyruk kişinin peşi sıra sürüklenip dururmuş. Kimi insan bu var-yok hale dayanamaz, kimseler görmeden kökünden keser kurtulurmuş ondan. Kimisi de durumu kabullenir, yaşam boyu ayaklarına dolaşıp durmasına izin verirmiş bu kuyruğun. Ya da tüm bunlar kuyruklu yalanmış. İnsan çıkıntılı değil eksikli bir varlıkmış.


Çilem Dilber kuyruğun varlığına inananlardan. Öykülerini sanki ona bakıp yazıyor. Görünür kılmak istiyor görünmeyeni. Kuyruk, taşralı, kentli, kadın, erkek, çocuk, büyük demeden herkesi herkese eşitliyor; seslerin karışmasını göze alarak, düşünceyi konuşmaya, iç dünyayı dış dünyaya denk getiriyor. Görünmeyen, saklanan, kaybolan ne varsa ortaya çıkıyor. Hayal gerçekle, karanlık ışıkla, yok var’la, olmaz mümkün’le buluşuyor. Kuyruklu Yalan, doğrudan dokunmak yerine etrafı dolaşmayı tercih ediyor:


Gerçekliğin çerçevelerini kırmak” için…